YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6221
KARAR NO : 2014/22000
KARAR TARİHİ : 24.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … hakkında iddia olunan ceza miktarına nazaran, katılan sanık … müdafinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir.
Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılan sanık … Tic. Ltd. şirketinin ortağı, katılan sanık …’un ise … Ltd. şirketinin ortağı oldukları, her iki şirketin de plastik ham maddesi ithalatı ve ihracatı üzerine çalıştıkları, katılan sanık … ‘in, … ile olay öncesinde ticari dostlukları bulunduğunu, çeşitli tarihlerde …’a borç para verdiğini ve tamamını tahsil etmesi nedeniyle …’a güven duyduğunu, olay tarihinde …’un kendisiyle görüşerek Azerbaycan ülkesinden polietilen maddesini ithal edeceğini, tonu 1640 dolar olan maddeyi …’e 1500-1550 dolar üzerinden indirimli verebileceğini ancak 500.000 dolar açığı olduğunu söylemesi üzerine, …’in, …’a 275 bin dolar ve 325.000 TL parayı elden kendi ofisinde verdiğini, …’un sözleşme yapmak istemediğini, bunun yerine kendisine 500.000 dolar bedelli 18.10.2006 tanzim, 15.11.2006 ödeme tarihli senedi imzalayarak verdiğini, vade günü geldiğinde teslim etmesi gereken malı vermediği gibi 500.000 doları ödemediğini beyan ettiği, katılan sanık … ‘in, … aleyhine 26.11.2006 tarihinde icra takibi başlattığı ancak …’un imza inkarında bulunarak takibin durmasını sağladığı, …’un ticari ilişkiyi ve iddiaları kabul etmeyerek, …’in takibe koyduğu senedin sahte düzenlendiğini beyan ettiği, katılan sanıkların birbirlerinden şikayetçi oldukları, bu suretle sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1- Sanık … hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığı, sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlara karşı sanık müdafinin yaptığı itirazı üzerine, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, yaptığı inceleme sonucunda verilen ret kararı ile verilen hükmün kesinleştiği anlaşıldığından, katılan sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2- Sanık … hakkında şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nin 09.04.2009 tarihli raporuna göre, senet üzerindeki yazı ve imzaların sanığın eli ürünü olmadığı, sanık …’un ifadesinde, ticari ilişkiyi ve borç aldığını kabul etmediği, katılan sanık … ‘in 500.000 doları poşete koyarak verdiğini beyan ettiği, buna dair sözleşme, belge ya da yazılı delil bulunmadığı, bu miktar paranın ticari ilişki içerisinde bu şekilde verilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi katılan sanık … tarafından bu durumun ispatlanamadığı anlaşılmakla, katılan sanık … hakkında bu gerekçelere dayanan beraat hükümlerinde isabetsizlik görülmemiş ve olay tarihine ilişkin şirket kamera kayıtlarının istenmesi ile tanık …’in ifadesinin alınması amacıyla bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye, olay tarihinden itibaren sekiz yıl geçmiş olması nedeniyle kamera kayıtlarına ulaşılma imkanı bulunmadığı ve 500.000 dolar değerindeki paranın sanığa verildiğine dair tanık ile ispat imkanı bulunmaması nedenleriyle iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan sanık …müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 24/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi