Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/15218 E. 2016/10362 K. 15.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15218
KARAR NO : 2016/10362
KARAR TARİHİ : 15.11.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar taraflar vekillerince yasal süre içerisinde davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 15.11.2016 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat … ile diğer temyiz edenler vekili Avukat … geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava, hata, hile ve vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil isteklerine ilişkindir.
Davacılar, ortak miras bırakan annelerinden kendilerine intikal eden 2, 4, 53, 73, 84, 94, 96, 105, 112, 115, 123, 163, 171, 270, 316, 325, 351, 389, 408, 431, 250, 489, 92, 216, 292, 378, 300 ve 170 parsel sayılı taşınmazları dayıları olan davalı … ile bir kısım davalıların babası …’ın hileli hareketleri ve kendilerini hataya düşürmeleri nedeniyle kuzenleri olan davalı …’e verdikleri vekalet ile davalı … ve ölü …’a düşük bir bedelle devir ettiklerini, bilahare …’ın ölümü ile taşınmazların mirasçılarına intikal ettiğini, çekişmeli taşınmazların aslında çok değerli olduğunu, taşınmazların para etmeyeceğinden bahisle kandırıldıklarını ve vekil marifetiyle devir yaptıklarını ileri sürerek çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalılar, iddianın yersiz olduğunu, öncelikle davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacıların hem ziraat ile uğraşmaları hem de çekişmeli taşınmazlara yakın ikamet etmeleri nedeniyle taşınmazların gerçek değerini bildiklerini, davacıların paylarını bedelini ödeyerek aldıklarını bildirip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin karar, Dairece; “Öte yandan, HMK’nun 225 ve devamı maddeleri uyarınca; üzerine ispat yükümlülüğü düşen tarafça diğer tarafa yemin teklif edilebileceği, ispat yükü davacı tarafa düştüğü halde davalı tarafça teklif edilen yeminin davacılar tarafından 07.12.2011 tarihli oturumda eda ettikleri, ispat yükü kendisine düşmeyen tarafça teklif edilen yeminin eda edilmiş olsa bile sonuç doğurmayacağı, kaldı ki davacıların beyanlarında taşınmazların temliki nedeniyle bedel aldıklarını kabul ve ikrar ettikleri anlaşılmaktadır. Ayrıca tanık olarak dinlenen ve davacıların kardeşi olup, aynı akitle paylarını temlik eden … ve…’nin yapılan satışın iradi olup, iradeyi ifsat edici sebeplerden ari olduğunu beyan ettikleri anlaşılmaktadır. Somut olgular bir bütün halinde değerlendirildiğinde, iddiaların kanıtlanamadığı gözetilerek davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacılar vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, Reddine.
Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazları ile davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, taşınmaz malın aynına ilişkin olan dava reddedildiğine göre, çekişme konusu taşınmazların dava konusu edilen payının harçlandırılan değeri üzerinden ( 303.579,12 TL ) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/1. maddesi de gözetilerek davalılar yararına nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken eksik vekâlet ücretine hükmedilmesi, yine davalılar tarafından yapılan yargılama giderleri ile davalılar tarafından bozma öncesi yatırılan karar ve ilam harcı hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmaması, ayrıca dava reddedildiğine göre davacı taraftan yalnızca maktu karar ve ilam harcı alınarak peşin alınan ve yargılama sırasında yatırılan tamamlama harcından artan kısmın davacıya iadesine karar verilmemesi hatalıdır.
Hâl böyle olunca, hükmün fer’ileri hakkında yukarıda açıklandığı üzere bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Davacılar vekili ile davalılar vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 21.12.2015 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden taraflar vekilleri için 1.350.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin karşılıklı olarak alınıp birbirlerine verilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.