YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6001
KARAR NO : 2014/22163
KARAR TARİHİ : 25.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşların zararına dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanığın babası olan…’in, Sosyal Güvenlik Kurumundan emekli aylığı almakta iken 15.12.2002 tarihinde öldüğü, katılan kurumun durumdan haberdar olmadığı için aylıkları bankaya yatırmaya devam ettiği, sanığın da babasının öldüğünü bildiği halde 05.09.2001 tarihinde babasından almış olduğu vekaletnameye istinaden 01.01.2003 ile 31.08.2005 tarihleri arasında aylıkları almaya devam ettiği, bu şekilde sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat temin ederek üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, katılan ifadesi, SGK Bakanlığı ve ilgili bankaya yazı içerikleri ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanığın, babasının öldüğünü bildiği halde 05.09.2001 tarihinde babasından almış olduğu vekaletnameye istinaden 01.01.2003 ile 31.08.2005 tarihleri arasında babasına ait aylıkları almaya devam etmesi eyleminin TCK’nın 160. maddesinde öngörülen hata sonucu ele geçirilen eşya üzerinde yetkili merciileri durumdan haberdar etmeksizin malik gibi tasarrufta bulunmak suçunu oluşturmadığının anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki bu hususta belirtilen görüşe iştirak edilmemiş ve sanık hakkında tayin olunan cezada zincirleme suç hükümleri uyarınca artırım yapılmasına karar verildiği halde adli para cezasında da teselsül hükümleri gereğince artırım yapılması gerektiği gözetilmeden sadece hapis cezasında zincirleme suç hükümleri uyarınca artırım yapılarak eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 25.12.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.