YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16853
KARAR NO : 2016/10420
KARAR TARİHİ : 17.11.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAZMİNAT
Taraflar arasında birleştirilerek görülen tazminat davası sonunda, yerel mahkemece asıl ve birleştirilen davaların reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tazminat isteğine ilişkindir.
Davacılar … ile … asıl davada, “… oğlu ..”ın mirasçıları olduklarını, dava konusu 1406 ada, 24 (imar uygulaması sonucunda 2469 ada, 7) sayılı parselin mahallinde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda “… oğlu …” adına tespit ve tescil edildiğini, ancak davalı tarafından açılan ”tapuda isim düzeltilmesi” davası sonucunda tapu malikinin isminin, ilk kayıt malikinin oğlu ve davalının babası olan “… oğlu …” olarak düzeltildiğini, bu haliyle ilk kayıt maliki olan İbrahim mirasçıları olarak miras haklarının ortadan kaldırıldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile murisleri olan “… oğlu ….” adına tesciline karar verilmesini istemişler, ancak taşınmazın dava açılmadan önce temlik edilmesi nedeniyle 29.07.2010 tarihinde ıslah yolu ile davalarını bedele dönüştürmüşlerdir. Davacı… birleştirilen davada, aynı nedenle payı oranında alacak talep etmiş, diğer birleştirilen dava ile de bilirkişi raporlarında belirlenen miras paylarının tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece; “…tarafların bildirecekleri tüm delillerin toplanması, tespit tutanağındaki tanıklar sağ ise bilgilerine başvurulması, tespit öncesi ve sonrası tarihlerde taşınmazın kimin kullanımında olduğunun duraksamaya yer verilmeyecek şekilde saptanması, varılacak sonuç uyarınca karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır…” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazın 1968 yılında satın alma ve zilyetliğe dayalı olarak 1406 ada, 24 sayılı parsel numarası ile … oğlu … adına tespit edildiği, tespitin 1970 yılında kesinleştiği, … mirasçılarından davalı …’nin Tapu Sicil Müdürlüğünü hasım göstererek tapu malikinin isminin düzeltilmesi istemi ile … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 1996/222 esas numarası ile görülen davayı açtığı, mahkemece davanın kabulüne karar verilerek kayıt maliki “… oğlu …” kaydının “… oğlu …” olarak düzeltildiği, kararın kesinleşmesi üzerine davalı … adına taşınmazın intikalinin yapıldığı, bilahare imar uygulaması sonucunda 2469 ada, 7 parselin oluştuğu, son olarak 03.12.2009 tarihinde dava dışı…’a satıldığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/222 esas sayılı dava dosyasında davacılar taraf olmadığından, anılan kararın davacılar yönünden bağlayıcı olmayacağı kuşkusuzdur.
Somut olayda, bozmadan sona eksikliğin tamamlanması suretiyle getirtilen mal sahipleri fihristi ve kadastro tespit tutanağında taşınmaz maliki olarak “… oğlu …”in gösterildiği, kadastro komisyon üyesi tanık … da mahkemedeki beyanında tutanak içeriklerinin doğru olduğunu bildirdiği anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca, davacıların iddialarının kanıtlandığının kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.