YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10112
KARAR NO : 2016/11312
KARAR TARİHİ : 17.11.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat ….tarafından, davalı … aleyhine 16/04/2012 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın usulden reddine dair verilen 26/11/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, İcra ve İflas Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesindeki müvekkilinin dava dışı ….’dan olan senede dayalı alacağı sebebiyle ihtiyati haciz kararı alıp, devamında da …. İcra Müdürlüğünün 2011/741 esas sayılı dosyası üzerinden ihtiyatı haciz işlemlerinin yapıldığını, borçlunun imzaya itirazı üzerine yapılan muamele sırasında icra müdürlüğü kasasında bulunan senedin değiştirilmiş olduğunun anlaşıldığını, bu olayda icra müdürünün kusurlu bulunduğunu belirterek uğranılan maddi zararın tazminini talep etmiştir.
Yargılama devam ederken davacı … 27/05/2013 tarihinde vefat etmiştir.
Mahkemece, ölümle birlikte davacı ile vekili arasındaki vekalet ilişkisinin sona ermesinden dolayı davacı vekiline, vefat edenin mirasçılarından yeni bir vekaletname alarak mahkemeye ibraz etmesi için kesin süre verilmiş, davacı vekilinin süresi içinde vekaletnameyi ibraz etmemesinden dolayı davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesinde, “Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Somut olayda, davanın dinlenebilmesi için gerekli olan vekaletname ön şartı yerine getirilmediğinden dolayı mahkemece davanın usulden reddine karar verilmiştir. Şu halde, yukarıdaki düzenleme uyarınca davalı lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, vekalet ücretinin hiç takdir edilmemiş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki; belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle, hüküm fıkrasına yeni bir bent olarak “5. Davalı yargılama aşamasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre hesaplanan 1.320,00TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” sayı ve sözcüklerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu biçimi ile ONANMASINA 17/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.