YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9042
KARAR NO : 2013/15030
KARAR TARİHİ : 04.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme,ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işyerinde 9.8.2001 tarihinde geçirdiği zararlandırıcı olayın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının maruz kaldığı olay neticesinde meydana gelen rahatsızlığın daha öncesinde mevcut olması ve belfıtığının sağ kalçaya taş düşmesinin neden olmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının davalı işyerinde 9.8.2001 tarihinde ayakta çalışırken tavandan sağ kalçasına taş düşmesi neticesinde yaralandığı, olaydan sonra davalı işveren tarafından düzenlenen vizite kağıtlarında olayın iş kazası olduğunun kayıt altına alındığı ve dinlenen tanık beyanları ile de olayın davalı işyerinde çalışırken meydana geldiğinin ifade edildiği, 11.2.2005 tarihli Kurum müfettişlerince düzenlenen raporda ise, kazanın işçinin işini yaparken gerçekleşmiş olmasına rağmen kazalının fıtık olması nedeni ile, rahatsızlığın meydana gelen olay neticesinde mi yoksa işçinin bünyesinden mi kaynaklandığının doktor marifeti ile tespit edilmesi gerektiği, 506 sayılı Yasa’nın 10. maddesi uyarınca yapılacak bir işlem olmadığı yönünde görüş bildirildiği, mahkemece üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 3.12.2006 tarihli rapor ile davacının işyerinde işini yapmak isterken meydana gelen olayın iş kazası olduğunun tespiti yönünde görüş bildirildiği, 15.9.2010 tarihli Adli Tıp Kurulu raporunda ise, davacıda tespit edilen bulguların kaza neticesinde tespit edilen bulgularla uyumlu olmadığının, maluliyet tayinine mahal bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, mahkemece de Adli Tıp Kurulu raporu hükme esas alınmak sureti ile sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Davacı, meydana gelen zararlandırıcı olayın iş kazası olduğunun tespitini talep etmiştir. Oysa ki hükme esas alınan Adli Tıp Kurumunun raporunda maluliyet hususlarının tespit edildiği ve mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucunda hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar Adli Tıp Kurumunun 15.9.2010 tarihli raporu ile maluliyet tespiti yapılmışsa da, olayın iş kazası olup olmadığının tespitinde meydana gelen olay neticesinde maluliyetin oluşup oluşmadığının tespitine gerek olmadığı dikkate alınmaksızın sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davalı işveren tarafından düzenlenen vizite kağıtlarında da olayın iş kazası olarak kabul edildiği sabit olup davanın kabulüne karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yanılgılı değerlendirme sonucunda maluliyet tespitinin dava sonucuna etkisi bulunmadığı hususları gözardı edilerek davanın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 04.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.