Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/7917 E. 2019/10134 K. 11.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/7917
KARAR NO : 2019/10134
KARAR TARİHİ : 11.11.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım, Kesilen Ağacın Bedeli İçin Alacak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, maliki olduğu 126 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalı kardeşi tarafından ev, ahır vs. yapılmak suretiyle kullanıldığını, taşınmaz üzerinde bulunan ceviz ağacının davalı tarafından kesildiğini belirterek, davalının müdahalesinin önlenmesini, yapıların kâlini ve kesilen ağacın bedelinin tahsilini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmaza herhangi bir müdahalesi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava edilen parsele yönelik hissedarların fiili taksim sonucu kullandıkları yerlerin ayrı ayrı belirlenmediği ve intifadan men koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi, kâl ve kesilen ağaç bedeli için tazminat istemlerine ilişkindir.
Dava açıldığı sırada dava konusu taşınmazda davacının tam malik olduğu, yargılamanın devamı sırasında aynı Mahkeme’nin 2012/59 Esas ve 2015/71 Karar sayılı ilamı ile dava konusu taşınmazın eldeki dava dosyasının davacısı adına olan tapu kaydının iptali ile 1/8’er hisse oranında temyize konu dava dosyasının davacısının, davalısının ve dava dışı 3. kişilerin adlarına tescile karar verildiği ve kararın 08.09.2015 tarihinde kesinleşmesi üzerine; dava konusu taşınmaz üzerinde davacı ve davalının paydaş haline geldiği kuşkusuzdur.
Mahkemece verilen karar dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Şöyle ki; dava konusu 126 ada 2 parsel sayılı taşınmazda tüm paydaşları bağlayan fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı, oluşmuşsa çekişmeli bölümün kim veya kimlerin paylarına isabet ettiği ve kimler tarafından kullanıldığı, oluşmamışsa davacının kullanabileceği yer bulunup bulunmadığı ortaya konulmuş değildir.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmaza ait 126 ada 2 parselin son maliklerini gösterir tapu kaydının ilgili tapu müdürlüğünden istenerek dosyaya konulması gerekir. Akabinde, tüm delillerin toplanması, yerel, teknik bilirkişiler ve tanıklar aracılığıyla yerinde keşif yapılarak tüm paydaşları bağlayan fiili kullanma biçiminin, özel parselasyonun oluşup oluşmadığının, oluşmuş ise kimin nereyi kullandığının belirlenip krokiye yansıtılması, fiili kullanma biçimi oluşmamışsa davacının payı karşılığında az ya da çok olduğuna bakılmaksızın, hayatın olağan akışına göre kullandığı veya kullanmasına müsait yer bulunup bulunmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanması, bozma kararı doğrultusunda yapılan araştırmalar sonunda toplanacak ve toplanmış deliller bir bütün olarak tartışılıp değerlendirilerek, davacının talepleri de göz önünde bulundurularak bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
SONUÇ: Davacının temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 11.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.