Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2016/13820 E. 2019/5889 K. 18.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13820
KARAR NO : 2019/5889
KARAR TARİHİ : 18.11.2019

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ :GAİPLİK

Taraflar arasında görülen ğaiplik davası sonunda, yerel mahkemece davanın usulden reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi … ‘un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 588. maddesinden kaynaklanan gaiplik ve mal varlığının Hazinye intikali isteklerine ilişkindir.
Davacı, … parsel sayılı taşınmaz paydaşlarından … oğlu … ve … kızı …’ye davalının kayyım tayin edildiğini, … 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/67 esas sayılı dosyasında, taşınmazdaki ortaklığın satış ile giderilmesine karar verildiğini, taşınmazın karar doğrultusunda satışının yapıldığını ve anılan kişilerin paylarına isabet eden bedelin açılan hesaba yatırıldığını ileri sürerek TMK’nin 588. maddesi uyarınca … oğlu … ve … kızı …’nin gaipliğine, mirasının ve yönetilen paraların devlete intikaline ve Bursa Defterdarının kayyımluk görevinin sonlandırılmasına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, gaiplik kararı verilmesi istemli davaların çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğu, bu nedenle Sulh Hukuk Mahkemelerinin görev alanına girdiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Ne var ki, mahkemenin bu kararı TMK’nin 32. ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan gaiplik davalarında verilebilecek kararlardandır. Oysa somut olayda davacı Hazine, gaiplik isteği yanında, son mirasçı sıfatıyla mal varlığının Hazineye devri isteminde de bulunmuş olup, bu tür bir isteğin TMK’nin 588. maddesi kapsamında olduğu açıktır.
Öte yandan, TMK’nin 588. maddesinden kaynaklanan davaların mal varlığına yönelik olduğu gözetildiğinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 2. maddesi kapsamında kaldığı ve görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu tartışmasızdır. Görev, kamu düzeniyle ilgili olup yargılamanın her aşamasında resen ve öncelikle dikkate alınmalıdır.
Hâl böyle olunca, işin esasının incelenmesi ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacı vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 18/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.