Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2019/5253 E. 2019/20893 K. 26.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5253
KARAR NO : 2019/20893
KARAR TARİHİ : 26.11.2019

MAHKEMESİ : ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 10. HUKUK DAİRESİ
MAHKEMESİ : AFYONKARAHİSAR İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, işçilik alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermiştir.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A)Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Afyonkarahisar İl … Müdürlüğünde teknisyen olarak çalışmakta iken kurumun özelleştirilmesi sonucu 02/01/2009 tarihinde Devlet Personel Başkanlığına bildirildiğini ve başka bir kuruma naklen atandığını, maaş nakil ilmuhaberi düzenlenirken nakil maaşı olarak düzenlendiğini, …’da iken yıllık ödenen ikramiyelerin 2008 yılı için 7208,80 TL. net ikramiye taahhuk ettiğini, bu ikramiyenin aylık tutarının 604,06 TL. olduğunu, davacının çıplak maaşının üzerine her ay 604,06 TL. eklenerek atamasının yapılması gerektiğini, davacının maaş ilmuharebinin yanlış hesaplanması neticesinde davacının her ay maaşını 604,06 TL. düşük almak zorunda kaldığını, maddi zarara uğradığını iddia ederek davacının nakledildiği aya denk düşen ve verilmekte olan net 604,06 TL. ikramiyenin 4046 sayılı yasanın 22/5 maddesi gereğince sabit değer olarak maaş nakil ilmuhaberindeki ücrete eklenmek suretiyle maaş nakil ilmuhaberinin düzenlenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini, maaş nakil ilmuhaberinin yeniden düzenlenerek çalışmakta olduğu kuruma bildirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yargıtay 22.Hukuk Dairesi’nin 24.12.2015 karar tarihli, 2014/19483 esas, 2015/35614 karar sayılı kararı gereğince açılan davaya bakmaya idari yargının görevli olduğunu belirterek öncelikle davanın görev yönünden reddine karar verilmesini, mahkemece davanın esasına girilmesi halinde ise; davacının 02/01/2009 tarihinde yeni atandığı kamu kurumunda göreve başladığını, ilk maaşını 16/06/2009 tarihinde aldığını, bu tarihten itibaren 1 yıl içerisinde ve 16/06/2014 tarihine kadar dava açması gerektiğini, uyuşmazlığa konu edilen hakların zamanaşımına uğradığını, davacının 399 sayılı KHK’ya tabi olarak çalıştığını, 21/03/2006 tarihinde 2. Tip İş Sözleşmesi imzaladığını, 406 sayılı Kanunun Ek-29 ve 4046 sayılı Kanunun 22.maddelerine göre Devlet Personel Başkanlığına bildirildiğini ve atamasının yapıldığını, davacının fark tazminatına esas net ücretinin 406 sayılı yasaya istinaden hesaplandığını, 399 sayılı KHK’ya tabi sözleşmeli statüde çalışan davacıya ikramiye, ilave tediye ödemesi yapılmaması nedeni ile ikramiye, ilave tediye eklenerek başka kamu kurum ve kuruluşlara nakil ücretinin tespit edilmesinin mümkün olmadığını, maaş nakil ilmühaberine eklenmesi istenilen ikramiye tutarının kanunda bahsi geçen kamu görevlilerine yapılan artış niteliği taşımadığını savunarak, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) İlk derece Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Ç) İstinaf Başvurusu:
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
D) İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilen personelin tüm mali ve özlük haklarıyla nakledilmesi gerektiğini, davacının mali haklardan ikramiye alacağının maaş nakil ilmuhaberine eklenmeden nakledildiğini, bu durumda davacının maddi kaybı bulunduğunu, nakil yapılmasa idi ikramiye alacağının devam edeceğini, böylece kazanmış olduğu hakkının elinden alınmayacağını, emsal dosyada ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiğini, istinaf ve temyiz sonucunda da davanın onaylandığını bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
E) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesi kararında 4046 sayılı Özelleştirme Yasası’nın 22/5. maddesi dikkate alındığında davacının talebinin haklı olduğu, emsal nitelikte işçiler tarafından açılan davalarda verilen kabul kararlarının dairemiz ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi incelemesinden ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, o halde 4046 sayılı Kanun’un 22/5. maddesi ve emsal işçiler tarafından açılan, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen kararlar karşısında davacının istinaf sebebinin yerinde olduğu gerekçesiyle, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davacının nakledildiği 16.08.2008 tarihi itibariyle bir aya denk düşen ve verilmekte olan net 604,06 TL ikramiyenin 4046 sayılı Yasa’nın 22/5. maddesi uyarınca sabit bir değer olarak maaş nakil bildirimindeki ücrete eklenmek sureti ile yeniden düzenlenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
F) TemyizBaşvurusu:
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
F) Gerekçe
Uyuşmazlık 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek II. cetvelinde yer alan ve özelleştirme sonucu hissesi devredilen davalı kurumda nakle tabi olarak çalışan davacının ikramiye alacağının, düzenlenmiş maaş nakil ilmuhaberine eklenip eklenmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
406 sayılı Kanunun 29. Maddesinin 3. Fıkrasının birinci cümlesine göre “399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tâbi olarak sözleşmeli personel ve kapsam dışı personel statüsünde çalışanlar hakkında, 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkrası hükümlerinin uygulanmasında, Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki ünvanları esas alınarak Yönetim Kurulunca 15.04.2004 tarihi itibarıyla bu ünvana göre belirlenmiş olan ücret ve diğer malî haklarına bu tarihten Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarak bildirim tarihine kadar geçen süre içinde kamu görevlilerine yapılacak artış oran ve/veya miktarları uygulanmak suretiyle bulunacak tutar dikkate alınır. Kapsam dışı personelden Devlet Personel Başkanlığına bildirilenlerin 15.04.2004 tarihi itibarıyla unvanlarına göre ücretinin belirlenmemiş olması durumunda, benzer görevlerde bulunanlar dikkate alınarak bu tarih için ücret ve diğer malî hakları tespit etmeye Yönetim Kurulu yetkilidir”.
Diğer taraftan özelleştirme uygulamaları nedeni ile nakilleri düzenleyen 4046 sayılı Özelleştirme Kanununun 22/5 maddesinde özelleştirme nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilen sözleşmeli ve iş kanunlarına tabi personelin Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına göre almakta oldukları ücret yanında, bildirim tarihi itibarı ile almakta oldukları ikramiye, ek ödeme gibi vs ek ödemelerin de sabit bir değer olarak bildirileceği hükmünü içermektedir.
T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri’nin 07.04.2011 gün ve 2011/55-205 sayılı kararında; “yasal düzenleme ile ….’nin özelleştirilmesi sonucunda, işlevsel görevlerde bulunan ve ikamesi kısa sürede imkansız personelin isteklerine bağlı olarak makul bir süre kamu görevlerinden aylıksız izinli sayılarak özel hukuk tüzel kişisinde çalışmalarına olanak sağlandığı, söz konusu personelin, aylıksız izinli olarak geçen sürede kamu personeli statülerinin devam ettiği, İmtiyaz sözleşmesi ile bir kamu hizmetini yürütmek hakkını elde eden davalı şirkete, devir sonrasında yetişmiş personel yetersizliği nedeniyle doğabilecek aksaklıkların önüne geçilebilmesi için, 406 sayılı Yasa hükümleri ile tanınan ayrıcalıkların sonucu olarak da, bünyesinde belli süre ile çalışmaya devam eden söz konusu personelin kamu kurumlarına naklen atanmasının sağlanması amacıyla kimi görevler yüklendiği, 406 sayılı Yasa hükümleri uyarınca davalı şirket tarafından, hak sahibi personelinin Devlet Personel Başkanlığına bildirmesi, bildirim ile beraber personelin nakledileceği kamu kurumunda yararlanacağı parasal haklara esas olmak üzere memur maaş nakil ilmühaberi düzenlenmesi, personelin ilişiğinin kesilmesi gibi işlemler bulunduğu, bu işlemlerin idare hukuku alanında hukuki sonuçlar doğurduğu ve ilgili personelin nakledilecekleri kurumdaki statülerini, özlük ve parasal haklarını belirlediği, söz konusu işlemlerin kamu personeli hakkında ve idare hukuku alanında tesis edilmiş birer idari işlem niteliğinde oldukları, davalı şirketin, Telekomünikasyon Kurumu ile Türk … arasında imzalanan “Telekomünikasyon Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin İmtiyaz Sözleşmesi” ile belli bir kamu hizmetini yürütmek görev ve yetkisi ile donatıldığı, bu görev ve yetkiler dahilinde bazı kamusal ayrıcalıkları ve yükümlülükleri bulunduğu, belirtilen statüsü ve özel yasa hükümleri gereğince bazı kamusal ayrıcalıklara ve yükümlülüklere sahip olması nedeniyle davalı şirketin, herhangi bir özel hukuk tüzel kişisinden farklı bir hukuki statü içinde bulunduğu, bu durumda, imtiyaz sözleşmesi ile bir kamu hizmetinin yürütmekle görevli ve yetkili kılınması nedeniyle, diğer özel hukuk tüzel kişilerinden farklı olarak kimi kamusal ayrıcalıklara ve yükümlülüklere tabi olan, 406 sayılı Yasa hükümleri ile, kamu kurumlarına nakil hakkı bulunan personeli ile ilgili olarak bazı kamusal görevler yüklenen davalı şirketin, belirtilen görevleri kapsamında tesis ettiği işlemlerin idari işlem niteliğinde olduğu ve bu işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargının görevinde bulunduğu” kabul edilmiştir.
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin benzer davalardaki kararlarının ilke kararları olmadığı, T.C. Danıştay Onikinci Dairesi’ nin emsal 2018/7829 E. 2019/258 K., 2018/7874 E. 2019/3024 K. ve T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 2018/2335 K. Sayılı kararlarında da davada İdari Yargı’ nın görevli olduğunun kabul edildiği anlaşılmıştır.
T.C. Danıştay Onikinci Dairesi’nin ve T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun anılan kararlardaki gerekçeleri Dairemizce benimsenmiştir. Dosya kapsamından, davalının hak sahibi personeli Devlet Personel Başkanlığına bildirmesi, bildirim ile beraber personelin nakledileceği kamu kurumunda yararlanacağı parasal haklara esas olmak üzere memur maaş nakil ilmühaberi düzenlenmesi, personelin ilişiğinin kesilmesi gibi işlemlerin yapıldığı görülmektedir. Bu işlemler idare hukuku alanında hukuki sonuçlar doğurduğu ve ilgili personelin nakledilecekleri kurumdaki statülerini, özlük ve parasal haklarını belirlediği için söz konusu işlemlerin kamu personeli hakkında ve idare hukuku alanında tesis edilmiş birer idari işlem niteliğinde oldukları açıktır. Uyuşmazlık Mahkemesi’nin benzer davalardaki kararlarının ilke kararı niteliğinde olmaması yukarıda yapılan açıklamalarla birlikte ele alındığında, idari işlemlerle ilgili uyuşmazlığın ise adli yargı yerinde değil, idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesince davanın HMK.nun 114/1-b maddesi uyarınca “yargı yolunun caiz olmaması” nedeniyle aynı yasanın 115/2. maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde esasa girilerek davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
G) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.11.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.