Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/12477 E. 2013/2944 K. 07.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12477
KARAR NO : 2013/2944
KARAR TARİHİ : 07.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … şirketi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkilinin sahibi olduğu aracın, davalı … şirketine, kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, olay günü, davacının aracını, arkadaşı olan dava dışı … isimli kişiye emaneten verdiğini, bu kişinin de aracı kullanırken kaza yaptığını, kazanın davalıya ihbar edilerek araç hasarının ödetilmesinin istendiğini, davalı … şirketinin, kazaya neden olan aracın, kasko sigorta poliçesine aykırı olarak dava dışı … isimli kişiye rent-a car olarak kiralandığı, bu nedenle hasarın, poliçe teminat kapsamı dışında kaldığını ileri sürerek tazminat ödemediğini, aracın pert durumda olduğunu belirterek aracın tam bedelinin, olmadığı takdirde davalı … şirketi tarafından yaptırılan ekspertiz incelemesi ile belirlenmiş olan 13.435,00 TL hasar bedelinin kaza tarihinden yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili ise, davacıya ait araç kiralama şirketi tarafından, kazaya neden olan bu aracın, kasko sigorta poliçesine aykırı olarak dava dışı … isimli kişiye kiralandığını, poliçe teminat kapsamı dışında kaldığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davanın hasar bedeli yönünden kabulü ile 13.435,00 TL nın temerrüt tarihi olan 17.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacıya ait aracın davalı şirket nezdinde kasko poliçesi ile sigortalı olduğu ve dava dışı … Finans A.Ş’nin dain ve mürtehin olarak poliçede gösterildiği anlaşılmaktadır.
TTK.nun 1269.ncu maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270. maddesi hükme gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 879. maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafatının alınması gerekmektedir.
Somut olayda, dain mürtehin sıfatı bulunan ve menfati olan dava dışı bankadan, dava açmaya ve tazminatın davacıya ödenmesine muvafakatı olup olmadığı konusu araştırılmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, dava dışı bankadan, davanın açılmasına ve tazminatın davacıya verilmesine muvafakati olup olmadığı konusu araştırılmalı, muvafakati sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir.
2-Kabule göre de; mahkemece, aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, perte ayrılmasının gerekip gerekmediği, hasar ve onarım bedeli yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın, kasko ekspertiz raporuna göre, aracın tamir edilebileceği benimsenerek tazminata hükmedilmiştir. Şu durumda mahkemece, aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, tamir ekonomik olmayacak ise aracın kaza tarihindeki hurda (pert) değeri ve 2. el piyasa değerinin belirlenmesi, 2. el değerden hurda değeri indirilmek suretiyle davacının gerçek zararının belirlenmesi yönünde uzman bilirkişiden rapor alınarak karar verilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması da usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
3-Bozma nedenine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlere, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … şirketine geri verilmesine 7.3.2013 gününde Üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.

– KARŞI OY –

Somut uyuşmazlıkta, davacının sigorta ettireni, davalı … AŞ’nin de kasko sigortacısı olduğu … plakalı aracın hasara uğraması nedeniyle 13.435,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle dava açılmış,
Davalı davanın reddini savunmuş,
Yargılama sonucunda mahkemece “davanın kabulü ile 13.435,00 TL’nin 17.05.2011 temerrüt tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline….” karar verilmiş,
Kararın yasal sürede davalı vekilince temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda “1-….dain ve mürtehin sıfatı bulunan …,… Şubesi’nin davaya muvafakatı olup olmadığının araştırılması, bankanın muvafakatı sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi…,2-Kabule göre de, aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, tamir ekonomik olmayacak ise aracın kaza tarihindeki pert değeri ve ikinci el piyasa değerinin belirlenmesi, ikinci el değerden hurda değeri indirilmek suretiyle davacının gerçek zararının belirlenmesi yönünde uzman bilirkişiden rapor alınarak karar verlimesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi”, gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun 1 nolu bozma gerekçesine katılamıyorum.
4721 Sayılı TMK’nın Taşınır Rehni Başlıklı 940/2 maddesi “Gerçek veya tüzel kişilerin alacaklarının güvence altına alınması için kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan taşınır mallar üzerinde zilyetlik devredilmeden de taşınır malın kayıtlı bulunduğu sicile yazılmak suretiyle rehin kurulabileceği, rehin kurulmasına ilişkin diğer hususların tüzükle belirleneceği”,
Yine aynı Yasanın taşınmaz rehni bölümünde yer alan Sigorta Tazminatı Üzerindeki Hak Başlıklı 879.maddesi “Muaccel olan sigorta tazminatının malike ancak bütün rehinli alacaklıların rızası ile ödenebileceği..”,
Dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK 1269 maddesi “Bir malı muayyen rizikolara karşı temin etmekte para ile ölçülebilecek bir menfaati olan malikin, malikin adi veya rehin alacaklısının, malın muhafazasından dolayı malikine karşı mesul olan acente, kiracı, komisyoncu ve diğer kimselerin malın muhafazasında hakikaten menfaati olan kimseler yahut bunların kanuni temsilcilerinin bu menfaati sigorta ettirebilecekleri”,
Mülga TTK 1270 maddesinde “Bir kimsenin diğer bir kimsenin nam ve hesabına dahi sigorta akdedebileceği, şu kadar ki o kimsenin nam ve hesabına hareket ettiği kimseyi temsile selahiyetli değilse sigorta priminden dolayı bizzat mesul olacağı..”,
Karar ve temyiz inceleme tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK 1456 maddeside “1-Sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki malike ait menfeat sigortalandığı takdirde kanunda aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin hakkının sigorta tazminatı üzerinde de devam edeceği, 2-Sigortacıya mal üzerinde sınırlı ayni hak bulunduğu bildirildiği takdirde ayni hak sahiplerinin izni bulunmadıkça sigortacının sigorta tazminatını sigortalıya ödeyemeyeceği, ayni hakkın sicille alenileştiği veya sigortacının bunu bildiği durumlarda bildirime gerek bulunmadığı..” hükmünü taşımaktadır.
Gerek Yüksek 11.Hukuk Dairesi’nin ve gerekse Dairemizin kararlarında rehin alacaklısının davaya muvafakat etmemesi
veya rehin alacağının ödenmemesi hali dava ön şartı olarak değerlendirilerek bu halde davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddi gerektiği kabul edilmekte ise de tarafımızca bu görüşe itibar edilmemektedir.
Zira 4721 Sayılı TMK 940/2 maddesine dayanılarak tesis edilen ve sicile kaydedilen menkul rehninde kıyasen uygulanması gereken TMK 879.maddesi ve temyiz incelemesi sırasında yürürlüğe giren 6102 Sayılı TTK 1456/1,2 maddesinde de açıkça öngörüldüğü üzere rehin alacaklısının muvafakatının bulunmaması sadece sigorta tazminatının sigorta ettirene ödenmesine engel teşkil etmektedir. Sigorta ilişkisinin tarafı bulunan, sigortalı aracı hasarlanan davacının Kasko Poliçesi Genel Şartları kapsımında aracındaki hasar bedelini talep etmesinde, sadece ödemeye ilişkin anılan yasa hükümlerinin dava önşartı olarak değerlendirilmesi, davacınında, rehin alacaklısının da hakkına kavuşmasını engelleyici davalı … şirketini haksız zenginleştirici bir sonuç doğurduğu gibi anılan yasa hükümlerine de açıkça aykırılık teşkil etmektedir.
Bu durumda, dava dışı … Finans A.Ş’nin rehin alacağı nedeniyle davalı … şirketinin sigorta bedelini davacı sigortalıya ödemesi sırasında öncelikle rehin alacağını ödemesi varsa artan kısmın ise sigortalıya ödenmesi gerekmektedir.
Açıklanan gerekçeye ve TMK 879 ve 6102 Sayılı TTK 1456/1,2 maddesine uygun yerel mahkeme kararının 1 nolu bozma gerekçesi yönünden onanmasına gerekirken yazılı 1 nolu gerekçe ile bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.

Karşı Oy