Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/4985 E. 2019/19741 K. 12.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4985
KARAR NO : 2019/19741
KARAR TARİHİ : 12.11.2019

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 15.09.2010 tarihinden iş akdinin 4857 sayılı yasanın 24. maddesi gereğince haklı nedenlerle sona erdirdiği 22.07.2013 tarihine kadar davalı yanında aralıksız olarak tır şoförü olarak çalıştığını asgari ücret + sefer primi sistemi ile ücret aldığını aylık ortalama iki seferi başarı ile gerçekleştirdiğini ve sefer başına 500,00- 700,00 Euro sefer primi verildiğim çalıştığı süre boyunca tüm dini ve milli bayramlarda çalıştığım ancak sigortasının asgari ücretten SGK’ya bildirildiğini, asgari ücret kadar olan maaşlarının müvekkeline haklı bir gerekçe olmaksızın ödenmediğini ileri sürerek,kıdem tazminatı, bayram genel tatil ücreti alacağı,ücretli izin alacağı,ücret alacağı ve sefer prim alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; belirsiz alacak davası açılamayacağını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini ve talep konusu alacakların 5 yıllık zaman aşımına tabi olması nedeniyle zaman aşımına uğradığını savunarak,davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece özetle; SGK kayıtları,toplanan delillerin değerlendirilmesinde; davacı vekili, davacının asgari ücret + sefer başına sefer primi aldığını, ayda ortalama 2 sefer yaptığını ve müvekkile ilk sefer başına 500,00-700,00 Euro sefer primi ödendiğini ancak gerçek ücretlerinin SGK’ya bildirilmediğini ücretin SGK’ya asgari ücretten bildirildiğini iddia ettiği,davalı vekili iş sözleşmesinde asgari ücret + sefer primi şeklinde bir ücretin tespit edilmediğini aksine parça başına iş benzeri bir sistem ile gidilen ülkeye göre değişilen harcırah üzerinden anlaşma yapıldığını, bunun dışında herhangi bir ödemenin yapılmayacağı konusunda tarafların anlaştıklarını verilen harcırah içinde fazla çalışma, genel tatil ve asgari ücretin de bulunduğunun kabul edildiğini öne sürerek çeşitli ülkelere verilmesi gereken harcırah miktarını gösteren hizmet sözleşmesini dosyaya sunduğu,taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin 3.maddesinde “Şoföre gerçekleştirmiş olduğu sefer(gidiş-dönüş) başına verilen harcırah esası ücret ödenecektir” denildikten sonra devamında “Ücretlendirme bir nevi parça başı niteliğindedir bu nedenle ücret şoförün yaptığı sefer sayısı ve niteliğine göre belirlenip ödenecek olup bunun dışında fazla çalışma resmi ve dini bayramlar ve hafta sonu çalışma adı altında herhangi bir ücret ödenmeyeceği,işçinin SSK kaydı asgari ücret üzerinden yapılacak olup, buna göre ödenmesi gereken ücret ödenecek harcıraha dahildir” denilldiği,sözleşmenin bu maddesi gerçek ücretin SGK’ya bildirilmesine engel teşkil ettiği için açıkça kanuna aykırı olduğu,davacının asgari ücret+sefer primi usulü ile çalıştığı, sefer başına ortalama (500,00+700,00)/2 = 600,00 Euro sefer primi aldığı ve ayda ortalama (1,5 sefer +2 sefer)/2 = 1,75 sefer yaptığı kabul edilerek davacının ücreti bulunmuştur.Davacı vekili müvekkilinin 15.09.2010-22.07.2013 tarihleri arasında davalı yanında çalıştığını iddia etmiştir. SGK hizmet çizelgesinde davacının 24.07.2013 tarihine kadar çalıştığı ,davalı vekili davacının sefer primi ya da harcırah alacağı bulunmadığı, aksine davacının müvekkil şirkete gider avansı borcu olduğuna ilişkin 23.04.2013 tarihinde imza altına alman iki adet mutabakat metnini dosyaya sunduğu,bu metinlerden ilkinde davacının 22.04.2013 tarihine kadar yapılan tüm seferlere ilişkin ödenmemiş sefer harcırahı bulunmadığı aksine, sefer avanslarından ise 1.824,75 TL ve 1.027,00 Euro şirkete borçlu olduğu hususu yer almadığı,aynı tarihli ikinci mutabakatta ise yine 22.04.2013 tarihine kadar yapılan tüm seferlere ilişkin olarak davacının hiçbir harcırah alacağı olmadığı ancak şirkete sefer avanslarından dolayı 4.172,06 Euro borcu olduğu hususu yer aldığı,aynı gün yapılan iki mutabakatta neden iki farklı sonuç çıktığı konusunda dosya içinde herhangi bir açıklama olmadığı,kaldı ki davalı vekili savunmasında her şoför için ayrı bir cari hesap açıldığını ve her sefer sonunda yol giderleri için verilen sefer avanslarının mutabakatlarının yapıldığını öne sürmüş ise de davalı delileri arasında davacıya ait bir cari hesap sunulmadığı,seferleri ayrı ayrı gösteren sefer sonunda düzenlenmiş mutabakat metinlerinin dosya içinde olmadığı, 23.04.2013 tarihli iki mutabakat metni bu nitelikleri itibari ile hizmet sözleşmesi devam ederken alınmış ibraname niteliğinde belgeler olduğu, Yerleşik yargıtay içtihatlari dikkate alındığında sözleşmenin devamı sırasında alman ibranamelerin herhangi bir geçerliliği bulunmadığı,mutabakatların yapıldığı 23.04.2013 günü davacı saat 17:20’de Kapıkule gümrük kapısından çıkış yaptığı,bir tır aracının Kapıkule gümrük kapısında gümrük işlemlerini yaptırması için en azından 10-12 saat beklediği dikkate alındığında mutabakat metninin imzalandığı 23.04.2013 tarihinde davacımn İstanbul’da olması mümkün olmadığı,yine davalı vekili tarafından dosyaya sunulan ve Bakırköy 28. İcra Müdürlüğünce tahsil amaçlı takibe konulan ve davacının davalı şirkete gider avanslarından ötürü 7.715,02 Euro tutarındaki senedin tanzim tarihi 19.08.2010 olduğu,oysa davacı bu tarihte davalı şirketle işe dahi başlamadığı,yine davalı tarafından sunulan yıllık ücretli izin hakkı alacağına ilişkin mutabakatta davacımn 2011 ve 2012 yıllarına ait 28 günlük ücretinin karşılığı olarak 2.012,18 TL ücret aldığının görüldüğü,bu belgenin 21.11.2012 tarihli olduğu, davacımn yurt dışı giriş-çıkış kayıtlan incelendiğinde davacının 19.11.2012 tarihinde Kapıkule gümrük kapısından çıktığı 04.12.2012 tarihinde Kapıkule gümrük kapsından giriş yaptığının görüldüğü,yani davacının yıllık izin mutabakatını imzaladığı iddia edilen tarihte davacı yurt dışındadır. Sıralanan belgeler sıralanan nedenlerde davalı tarafından sunulan belgelerin tarihsiz olarak önceden alındıkları kanısı ortaya çıktığı,bu nedenle davalı tarafından sunulan bu belgelere itibar edilmediği, davalı vekili davacının araçta hasara sebep olduğu konusunda dosyaya kaza tutanağı sunmuş ise de bu kaza tutanağından hareketle davacının kullanmış olduğu araçta 4.991,00 TL’lik hasar oluştuğuna ilişkin herhangi bir tespit olmadığı,davalı tarafından sunulan fiyat teklif formunun bağlayıcı bir özelliği olmadığı gibi tutanaktaki kaza sonucunda bu parçaların hasar gördüğüne ilişkin dosya içinde belge olmadığı, bu nedenlerle İş akdinin davacı tarafından haklı olarak kıdem tazminatı ödenmesini gerektirir şekilde haksız olarak fesih edildiği kanaatine varıldığından davanın kısmen kabulüne karar verilerek hüküm kurulmuştur.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre,davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Somut uyuşmazlıkta davacı işçinin 22.07.2013 tarihli noterden düzenleme fesih ihtarı ile işçilik alacaklarını istediği ve 4857 sayılı yasanın 24.maddesi gereğince iş akdini haklı neden iddiası ile sona erdirdiği sabittir.Davalı işveren ise 22.07.2013 tarihli trafik taza tespit tutanağı,davacı savunması,araca ait fotoğraflar,26.07.2013 tarihli cevabi ihtarnamesi,davacının otodan hırsızlık ve mala zarar vermeden alınan mağdur/şikayetçi ifade tutanakları ve icra dosyasını da delil olarak bildirerek; cevap dilekçesinde davacının şirkete ait aracı hasarlı olarak kimseye haber vermeden garaja bıraktığını ve bu durumun tutanak altına alındığı ve İstanbul 28.İcra Müdürlüğü’nün 2013/23127 esas sayılı dosyasına konu senetten kaynaklanan işveren alacağının ve davacının yaptığı kaza nedeniyle şirkete verdiği 4.991,00 TL zararının takas ve mahsup edilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yukarıda belirtilen hırsızlığa konu evrakların celp edilerek; konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla hasar ve zarar miktarı belirlenip, aracı bırakıp giden davacının tam kusurlu olup olmadığının değerlendirilldikten sonra oluşacak sonuca göre davalının takas mahsup talebininin değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12. 11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.