Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/22465 E. 2013/15549 K. 09.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/22465
KARAR NO : 2013/15549
KARAR TARİHİ : 09.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, murisi iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 28.436.24 TL. maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalı … Mad. Tic. Ltd. Şti. den alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacılar ve davalılardan … . Tic. Ltd. Şti. vekilince istenilmesi ve davalılardan … . Tic. Ltd. Şti. de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09/09/2013 Pazartesi günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan … . Ltd. Şti. Vekili Avukat … ile karşı taraf vekili Avukat davacılar adına … diğer davalılar adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dava, sigortalının iş kazası sonucu vefat etmesi nedeniyle yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacı anne yönünden 19.436,24 TL maddi ve 3.000,00 TL manevi tazminatın, davacı kardeşler yönünden ayrı ayrı 1.000.00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.02.2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı … Tic. ve San. A.Ş.’den tahsili ile davacılara ödenmesine, davalılar …, … ve … hakkında açılan davaların reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; davacılar murisi … ’nun davalı işveren şirkete ait maden ocağında çalışmaya başladığı gün maden ocağını tanımak amacıyla ocak içinde dolaşmakta iken sehven çalışmayan ve terk edilmiş baca içerisine girmesi sonucu havasızlıktan vefat ettiği, SGK Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından olayın iş kazası olduğunun tespit edildiği, hükme esas alınan bilirkişi kusur raporunda davalı işveren şirketin toplamda % 85 oranında kusurlu olduğu, bu kusurun % 3 ünün davalı şirketin sorumlu müdürü müteveffa … ’na ait olduğu, % 1 inin davalı şirketin ocak çavuşu … ’a ait olduğu, % 1 inin davalı şirkette çalışan işçi …’e ait olduğunun belirtildiği, Uzunköprü Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2005/174 esas ve 2005/419 karar sayılı dosyasında davalılar … , … ve …’in ayrı ayrı erteli adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği ve kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, bu dosyada alınan kusur raporunda, müteveffa davalı … ’nın 1/8, davalı … ’ın 1/8, davalı …’in 1/8, müteveffa işçinin 5/8 oranında kusurlu olduklarının belirtildiği anlaşılmaktadır.
İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.
Öte yandan, Borçlar Kanununun 53. maddesine göre hukuk hakimi kusur olup olmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumluluğa dair hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, kusurun takdiri ve zarar miktarının belirlenmesi konusunda da ceza mahkemesi kararı ile bağlı değildir. Ancak Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararındaki, fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını saptayan maddi olaya ilişkin kabul, hukuk hakimini de bağlar.
Somut olayda, ceza davasında alınan kusur raporu ile hukuk mahkemesi’nde alınan kusur raporları arasında çelişki bulunduğundan, ceza dosyasında alınan rapor hukuk hakimini bağlamasada kabul edilen maddi vakıa hukuk hakimini bağlayacağından, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için konusunda uzman 3 kişilik yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasala aykırı olup, bozma nedenidir
2- Kabule göre ise;
Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 60. maddesi(tam dayanışmalı sorumluluk) ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 51. maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 60. maddeleri(eksik dayanışmalı sorumluluk) uyarınca davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi kusur raporunda gerçek kişi davalılara da kusur izafe edilmesine rağmen, mahkemece eksik gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazları incelenmeksizin BOZULMASINA, Davacı-Davalı yararına takdir edilen 990.00 TL duruşma Avukatlık parasının birbirlerine karşılıklı yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacılara ve davalılardan … . Tic. Ltd. Şti.iadesine, 09.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.