YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/29161
KARAR NO : 2019/12038
KARAR TARİHİ : 02.10.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER : Beraat, Mahkumiyet
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
a-) Şikayetçi … vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla sanığa yüklenen suçun, 5752 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun kapsamında kaldığı cihetle, suçtan doğrudan zarar görmeyen TAPDK’nin davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmadığı gözetilerek … vekilinin vaki temyiz talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi gereğince, tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
b-) Katılan … İdaresi vekilinin ve sanığın temyiz talebinin incelenmesinde;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre katılan vekilinin temyiz talebini beraat hükmüne hasrettiği kabul edilerek yapılan incelemede;
I-Sanık hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Ceza muhakemesinin amacı; sosyal düzenin korunması ile kişilerin hak ve özgürlüklerine saygı arasında bir denge kurulması suretiyle hukuken geçerli kanıtlarla hiçbir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır.
Ceza muhakemesi hukukumuz ”delil serbestliği” ilkesini benimsemiş, delilleri değerlendirmede de hakime tam bir serbestlik tanınmıştır. Delillerin hukuka uygun yöntemlerle toplanması zorunludur.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde sunulan kanıtların kabul edilebilir olup olmadığına karar verme usulünü gösteren ve hangi kanıtların kabul edilebilir olduğunu, hangilerinin kabul edilemez olduğunu belirleyen bir kural olmadığı gibi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de “ İç hukukta yeterli hukuki temeli bulunmadan veya hukuka aykırı vasıtalar kullanılarak elde edilmiş materyallerin yargılamada kanıt olarak kullanılması kural olarak, başvurucuya gerekli usulü güvencelerin sağlanmış olması ve materyelin baskı,
zorlama ve tuzak gibi yargılamayı lekeleyebilecek nitelikli ve kaynaklı olmaması şartıyla, sözleşmenin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki adil yargılanma standartlarına aykırılık oluşturmaz ” ( Chalkley/ Birleşik Krallık [kk] B.No: 6383/100, 26.09.2002)
Bir delilin, diğer yan delillerle desteklenmemiş olması, mutlak suretle adil yargılanma hakkı bakımından sorun oluşturmaz. Mahkemece hükme esas alınan bir delilin çok kuvvetli olması ve güvenilirliği konusunda herhangi bir risk bulunmaması, destekleyici delillere olan ihtiyacın yoğunluğunu azaltır. Buna karşılık gücü ve güvenilirliği konusunda birtakım şüpheler bulunan bir delilin, suçun sübutu konusunda ulaşılan vicdani kanaat bakımından belirleyici olması halinde, bu durum hakkaniyete uygun yargılanma hakkı bakımından sorun oluşturabilir” (Güllüzar Erman, B. No: 2012/542 04.11.2014) şeklinde kararlar vermiştir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 230. madde 1. fıkra (b) bendinde ”mahkumiyet hükmünün gerekçesinde dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller ayrıca ve açıkça” gösterilir denilmek suretiyle hukuka uygun yöntemlerle elde edilen diğer delillerin geçerliliğini koruyacağı benimsenmiştir.
Temyiz davasına konu olayda; 5271 sayılı CMK’nin 119. maddesindeki “konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir” düzenlemesi nazara alınarak işyerinde önleme araması kararına istinaden arama yapılamayacağı, tek başına usule uygun olmayan arama sonucu ele geçen eşyanın mahkumiyet hükmü kurmaya yeterli olmadığı, ancak sanığın mahkeme huzurundaki savunmasında işyerinde ele geçen dava konusu gümrük kaçağı sigaraları satmak için bulundurduğunu ikrar ettiği dikkate alınarak, usule uygun olmayan aramada ele geçen eşya haricindeki deliller ve bilhassa sanığın sorgudaki samimi ikrarı irdelenerek, birleşen dosya ile zincirleme suç hükümleri de göz önünde bulundurularak sanığın hukuki durumunun mevcut delillere göre değerlendirilip takdiri yerine, yerinde görülmeyen gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
II-Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz talebinin incelenmesinde;
1-Sanığın birleşen dosyasında suçun sübuta erdiği yukarıda yazılı gerekçelerden anlaşılmakla; sanığın, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla işlediği ve sanık hakkında TCK’nin 43/1. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Sigaraların gümrük kaçağı olduğuna ve KEMT varakasındaki değere ilişkin sanığın itirazı bulunmadığı hâlde keşif yapılarak sebep olmadığı yargılama giderinin sanığa yükletilmesi,
Kanuna aykırı, katılan vekili ile sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak, HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 02/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.