YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/30442
KARAR NO : 2019/12071
KARAR TARİHİ : 02.10.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 1632 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Sanık hakkında bakaya kalmak suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde, 26/05/2009 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 15/09/2009 tarihinde kesinleştirildiği, ancak sanığın yokluğunda verilen kararın Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca sanığa yapılan tebliğ işlemi, belirtilen adreste daha önce sanığa tebligat yapılmamış olması nedeniyle usulsüz olduğu gözetildiğinde Mahkemenin 26/05/2009 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemiş olduğu ve sanık hakkındaki denetim süresinin de başlamadığı, dolayısıyla sanığın 26/07/2010 tarihinde işlediği suç nedeniyle verilen mahkumiyet kararının kesinleştiğinin anlaşılması üzerine sanık hakkında duruşma açılıp yazılı şekilde hüküm kurulması, dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında bozma nedeni yapılmamıştır.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Suç tarihi itibariyle sanığa isnat edilen suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre davanın 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67. maddelerinde öngörülen 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi bulunması, zamanaşımını kesen en son işlem olan sanığın savunmasının alındığı 17/04/2009 tarihinden sonra zamanaşımını kesen başkaca bir işlem yapılmaması,17/04/2009 tarihinden inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş bulunduğunun anlaşılması,
Bozmayı gerektirmiş; sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CMUK’nin 322. maddesinin verdiği yetkiyle, 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca zamanaşımı sebebiyle KAMU DAVASININ DÜŞMESİNE, 02/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.