Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2016/17057 E. 2019/9061 K. 08.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/17057
KARAR NO : 2019/9061
KARAR TARİHİ : 08.10.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkillerinin murisi … 18.11.2014 tarihinde vefat ettiğini, murisin ölmeden önce davalı bankadan tüketici kredisi kullandığını, davalı şirkete hayat sigortası yaptırıldığını, müvekkilinin murisinin ölmesi üzerine tazminat almak için davalı şirkete başvurduklarını ancak taleplerinin red edildiğini belirterek, şimdilik 4.540,73 TL’nin reeskont faizi bile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, ölen sigortalının poliçe tanziminden önce hastalığını gizlediğinden kusurlu olduğunu, ölüm nedeni ile belirtilen hastalık arasında illiyet bağı olduğundan tazminat ödeme yükümlülüklerinin ortadan kalktığını belirterek haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, tüm dosya kapsamından sigorta şirketlerinin kusursuz sorumluluk esaslarına göre hareket ettiği ve sigorta işleminin yaptıran kişinin meydana gelebilecek herhangi bir kaza ve ani ölüm durumunda sigortanın sağladığı güven
ilkesinden faydalanmak istediği duygusu hareketi ile sigorta işlemlerini yaptırdığı gerekçesi baz alınarak davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tüketici kredisi nedeni ile hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nun 266/1. maddesinde “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir” düzenlemesi benimsenmiştir. Somut olayda uyuşmazlık ölen sigortalının ölüm nedeni ile önceden var olan hastalığı arasında uygun illilyet bağı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece sigorta hukuku uzmanı Avukat bilirkişiden rapor alınmış olup, doğru beyan mükellefiyetinin ihlali sonucunu doğurup doğurmadığının araştırılması yönünde müteveffanın sigorta poliçesi yapılırken gizlediği belirtilen hastalığı ile ölüm nedeni arasında illiyet bağı olup olmadığı bunun sonucunda poliçesinin geçerli olup olmadığı hususunun müteveffanın hastane kayıtları ve ilgili belgelere göre uzman doktor bilirkişi (ATK) marifetiyle bu konuda araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak yazılı şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 08.10.2019 günü oyirliğle karar verilmiştir.