YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10950
KARAR NO : 2011/12064
KARAR TARİHİ : 14.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 02.04.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.02.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, dava konusu taşınmazlarda kayıt maliki olan … ……’nin murisleri …… olduğunu ileri sürerek kayıtların düzeltilmesini talep etmişlerdir.
Davalı, davacıların iddialarını kanıtlamaları gerektiğini savunmuş, mahkemece dava konusu taşınmazların bir kısmı hakkında hüküm kurulmuş ve … …… isminin 01.07.1863 doğumlu 19.08.1932’de vefat eden … ve …’den olma …olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Mülkiyet aktarımına neden olmamak içinde mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Somut olayda; dava konusu taşınmazların kayıt maliki … ……’nin …… olduğu ileri sürülmüştür. Mahkemece … ve …’den olma …’nin nüfus kaydı getirtilerek bilirkişi incelemesi yapılmış ve dava kabul edilmiştir. Dava konusu taşınmazların tapu kayıtları ile kadastro tutanakları ve dayanakları dosya içerisinde mevcut değildir. Her ne kadar bilirkişi raporunda kayıtların incelendiği yazılı ise de kayıtlar dosya içerisinde olmadığından bilirkişi raporunu denetleme olanağı da bulunmamaktadır. Ayrıca, getirtilen nüfus kaydının davacıların murisine ait olduğu hususu da açıklığa kavuşturulmamıştır. Mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda gerekli araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 14.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi