YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9109
KARAR NO : 2011/12081
KARAR TARİHİ : 14.10.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.07.2009 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.01.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 02.03.2008 tarihli sözleşmeyle kararlaştırılan iş bedelinden kalan alacağın tahsili için girişilen icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı tahsili istemleriyle açılmıştır.
Davalı, davacının eseri teslim etmediğini, kalan iş bedeli alacağının bu nedenle ödenmediğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl alacağa yönelik istemin kabulüne, icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, taraflar temyiz etmiştir.
1-Taraflar arasında beton santral sistemi için otomasyon tesisi amacıyla 22.03.2008 tarihli sözleşmenin düzenlendiği, sözleşme uyarınca beton santrali otomasyonu için kararlaştırılan bedelin 19.500,00 TL + KDV olduğu, ödemenin %35’inin peşin, %35’inin panonun ve malzemelerin nakledilmesinde %30’luk bölümünün ise “sistemin devreye alınıp çalıştırıldığında” yapılacağının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı yüklenici, eserin sözleşmeye uygun şekilde sistemi devreye alıp çalıştırılarak teslim edildiğini ileri sürmüş, buna karşılık davalı iş sahibi sistemin devreye alınıp çalıştırılmadığını, kalan iş bedeli alacağının sözleşmeye uygun olarak bu nedenle ödenmediğini, davanın reddini savunmuştur.
Burada, eserin teslimi kavramından hukuken ne anlamak gerektiği yönü üzerinde durulması gerekecektir. Bilindiği üzere eserin teslimi demek; yüklenicinin sözleşmeye, iş sahibinin amacına, fen ve sanat kurallarına uygun surette bir eser meydana getirmesi ve meydana getirilen eserin ifa olarak iş sahibine arz edilmesi demektir. Yüklenicinin bu temel borcu hem sadakat ve hem de özen borcunu kapsar. Bu borç gereği de yüklenici, iş sahibinin yararına olan şeyleri yapmak ve zararına olan şeylerden kaçınmak zorundadır. Hatta belirtilmelidir ki, yüklenicinin sadakat ve özen borcu teslim olsa dahi, teslimden sonra kendisini ayıba karşı tekeffül borcu olarak gösterir. Şayet yüklenici, eseri teslim borcunda temerrüde düşmüşse yani teslim borcu muaccel hale geldiği, ifa mümkün bulunduğu halde teslim yapılmamışsa, alacaklı (iş sahibi) borçlu temerrüdünün sonuçlarından yararlanır ve o arada Borçlar Kanununun 81.maddesinden de istifade ederek öncelikli borç yerine getirilmeden kendi borcunu ifadan kaçınabilir.
Teslime ve teslimde borçlunun temerrüdüne ilişkin bu genel açıklamalardan sonra, somut olaya gelince;
Yukarıda da vurgulandığı üzere, taraflar arasındaki sözleşmenin “ödeme” başlıklı bölümünde eser bedelinden %30’unun davacının yapımını yüklendiği sistemi devreye alıp çalıştırdıktan sonra tediye edileceği kararlaştırılmıştır. Başka bir ifadeyle, davacı yüklenici sözleşme bedelinin %30’una karşılık gelen bölümü sistemi devreye alıp çalıştırmadan (eseri bütünüyle teslim etmeden) davalıdan isteyemez. Sistemin devreye alınıp çalıştırılmama keyfiyeti eserdeki ayıp değil, eksik ifadır. Dolayısıyla, davalı iş sahibinin bu olguyu ileri sürmesi ayıp ihbarında bulunmasını gerektirmez. Kaldı ki davalı, davacıya gönderdiği 25.05.2009 tarihli ihtarında sistemin devreye alınarak çalıştırılması talebinde bulunmuştur. Bundan dolayı, eserin devreye alınıp çalıştırıldığını, eksiksiz teslim edildiğini ve eser bedelinden son bölümü talebe haklı olduğunu ispat yükü davacıya düşer.
Mahkemece bütün bu yönler üzerinde durulmamış, eksik iş, ayıplı iş gibi nitelendirilerek iş sahibinin ayıp ihbarında bulunmadığından bahisle dava kabul edilmiştir.
Yapılması gereken iş, teslimin sözleşmeye uygun yapıldığını ispat külfeti davacıda olduğundan, davacı vekilinin 25.11.2009 tarihli dilekçesindeki beyanı da dikkate alınarak delillerini sorup saptamak, sistemin devreye alınıp çalıştırıldığı ispat olunursa şimdiki gibi davayı kabul etmek, aksi halde davalı iş sahibi Borçlar Kanununun 81.maddesinden yararlanarak ödemezlik def’inde bulunabileceğinden davayı reddetmek olmalıdır.
Karar, bütün bu nedenlerle davalı yararına bozulmalıdır.
2-Yukarıdaki bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi gerekmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2.bentte uyarınca davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde davalı tarafa geri verilmesine, 14.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.