YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7349
KARAR NO : 2010/10578
KARAR TARİHİ : 31.05.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Evlat Edinme
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 60.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 31.05.2010 (Pzt.
KARŞI OY YAZISI
Dava ergin olmayan kişinin evlat edinilmesine ilişkindir.
Evlat edinmeye konu küçük Berkcan Erbay 24.9.1999 doğumludur. Berkcan’ın babası davalılar … ve … Kozaklı Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 13.9.2000 tarihinde kesinleşen 08.06.2000 gün 1999/267 esas – 2000/102 karar sayılı kararıyla boşanmış; ortak çocuk Berkcan’ın velayeti davalı baba Bülent’e verilmiştir. Boşanma davasında anne Sefaret’in velayetin babaya verilmesini istemiş olduğu görülmektedir. Velayeti babaya bırakılan çocuk, baba tarafından daha sonra evlat edinilmek üzere babanın kardeşi davacı … ve eşinin bakım ve gözetimine bırakılmıştır. Davacı evlat edinmek isteyenlerin alt soyunun bulunmadığı görülmektedir. Çocuğun halen ilköğretim 4. sınıfta ve başarılı bir öğrenci olduğu tespit edilmiştir.
Alınan uzman raporunda istemcilerin çocuğu en iyi olanakları sundukları , eğitim ve ve bakımının iyi bir şekilde gerçekleştirildiği , çocuğun bilinç düzeyinin gelişkin olduğu ve evlat edinilmesinin çocuğun yararına olduğu bildirilmiştir. Çocuğun 2008 yılında duruşmada alınan beyanında; gerçek annesini hiç tanımadığını, anne ve baba olarak istemcileri tanıdığını, istemcilerin de kendisinin eğitim ve bakımını işi bir şekilde gerçekleştirdiklerini, doğduğundan bu yana onlarla kaldığını bildirdiği görülmektedir. Davalı anne Sefaret, çocuğu küçüklüğünde birkaç kere görmeye, almaya çalıştığını, engellenmeyle karşılaştığını bu nedenle evlat edinmeye rıza göstermediğini belirterek isteme karşı çıkmıştır. Davalı anne isteme karşı çıkış nedeni olarak gösterdiği olaylar konusunda delil bildirmediği gibi; kişisel ilişki kararının infazı için yasal yollara başvurduğunu veya velayetin değiştirilmesi için dava açmış olduğu yolunda bir beyanda bulunmamıştır. Davalı annenin 2007 yılında bir başka kimse ile tekrar evlendiği, bu ilişkiden hamile olduğu ve eşiyle Kayseri’de yaşadığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında ; davalı annenin isteğe karşı çıkmasının soyut öfkeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Davalı anne kendisinden beklenen özeni göstermemiştir. Davalı annenin konumu sadece biyolojik anne olmaktan ibaret kalmıştır. Bu aşamadan sonra çocuğa verebileceği fazla bir ilgi ve olanak bulunmamaktadır. Evlat edinmede üstün çıkar çocuğa aittir. Önemli olan çocuğun isteği, bedensel. düşünsel ve ahlaki gelişiminin en iyi şekilde karşılanmasıdır. İnceleme tarihi itibariyle çocuk 11 yaşında olup; çocuğu alıştığı ortamdan; anne- baba diye bildiği kimselerden koparmak doğru bir tutum olmayacağı gibi; çocuk için de yıkıcı sonuçları doğurabilir. Bütün bunların sonucu olarak ; evlat edinme koşulları oluştuğundan; ön-sonuç olarak incelenmesi gereken annenin Türk Medeni Kanununun 312. maddesi gereğince özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle rızasının aranmasına gerek olmadığı kararı da verilerek; evlat edinmeye karar verilmesi gerekirken; istemin reddi doğru olmamıştır. Bu gerekçeyle hükmün hükmün bozulması gerektiği inancıyla , değerli çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.