YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/18808
KARAR NO : 2019/12236
KARAR TARİHİ : 07.10.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5187 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
5187 sayılı Kanun’un “Dava süreleri” başlıklı 26. maddesinde, “…bu Kanun’da düzenlenen ceza davalarının bir muhakeme şartı olarak günlük süreli yayınlar bakımından 4 ay, diğer basılmış eserler yönünden ise 6 ay içinde açılmasının zorunlu…” olduğunun belirtilmesi, suça konu düzeltme ve cevabın yayınlanmasına dair kararın 16.05.2013 günü tebliğ edilmesi, karara konu olan haberin aylık süreli bir yayında (siyasi dergide) yer alması, kamu davasına konu suçu oluşturan “düzeltme ve cevabın yayımlanmaması” eyleminin, ilgili Cumhuriyet savcılığı tarafından şikayetçi vekilinin 30.05.2013 (havale) tarihinde yaptığı şikayet üzerine öğrenilmesi, Kanuna göre 6 aylık göre dava açma süresinin son gününün 30.11.2013 günü olmasına rağmen, sanık hakkında 13.12.2013 tarihinde düzenlenen iddianame ile kamu davasının açılması karşısında;
Yerel mahkemece “altı aylık yasal süre içinde dava açılmadığı” gerekçesiyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre ise;
1-)5187 sayılı Kanun’un 14/1. maddesinde yer alan; “…suç unsuru içermeyen, üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmayan düzeltme ve cevap yazısını; sorumlu müdür hiçbir düzeltme ve ekleme yapmaksızın, günlük süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren en geç üç gün içinde, diğer süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren üç günden sonraki ilk nüshada, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda, aynı puntolarla ve aynı şekilde yayımlamak zorundadır…” ve aynı kanunun 18/1. maddesinde yer alan “…Düzeltme ve cevabın yayımlanmasına ilişkin kesinleşmiş hâkim kararlarına uymayan sorumlu müdür ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili onmilyar liradan yüzellimilyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Ağır para cezası, bölgesel süreli yayınlarda yirmimilyar liradan, yaygın süreli yayınlarda ellimilyar liradan az olamaz…” hükümleri karşısında;
Yerel mahkemece, öncelikle suça konu yayının basım yeri olan (Çamdibi/)İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmak suretiyle suça konu derginin zorunlu bilgilerini gösteren “beyannamenin” bir örneği istenerek, süreli yayının türünün (yerel, bölgesel veya ulusal) tespit edilmesi, buna göre soruşturma aşamasında sanığa TCK’nin 75. maddesine göre yapılan ön ödeme tebliğinin doğru miktar üzerinden yapılıp yapılmadığının araştırılmasıyla yargılamaya devam edilmesi gerekirken, yargılamaya devamla sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
2-) 5187 sayılı Kanun’un 14/2. maddesinde yer alan “…Düzeltme ve cevapta, buna neden olan eser belirtilir. Düzeltme ve cevap, ilgili yazıdan uzun olamaz. Düzeltme ve cevaba neden olan eserin yirmi satırdan az yazı veya resim veya karikatür olması hallerinde düzeltme ve cevap otuz satırı geçemez…”, aynı Kanunun 14/6. maddesinde yer alan “…Düzeltme ve cevabın yayımlanmasına hâkim tarafından karar verilmesi halinde, birinci fıkradaki süreler, sulh ceza hâkiminin kararına itiraz edilmemişse kararın kesinleştiği tarihten, itiraz edilmişse yetkili makamın kararının tebliği tarihinden itibaren başlar…” şeklindeki hükümleriyle, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Basın Kanunu’na göre yapılacak tebligata ilişkin 20.03.2018 tarihli, 2016/19-1119 E. 2018/105 K. sayılı kararında yer alan;
“…7201 sayılı Kanun ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin anılan hükümleri dikkate alındığında, muhatabın iş yerinde meslek ya da sanat icra eden bir kişi olması durumunda da, diğer tebligat usullerinde olduğu gibi, tebligatın öncelikle bizzat muhataba yapılmaya çalışılması gerekmektedir. Muhatap aranmadan tebligatın doğrudan doğruya memur veya müstahdeme yapılması usule aykırı olacaktır. Muhatabın tebliğ saatlerinde iş yerinde geçici olarak bulunmaması nedeniyle kendisine ulaşılamadığı durumlarda ise; muhatabın aynı yerde sürekli olarak çalışan memur veya müstahdemlerinden birine tebligat yapılmalıdır.
Muhatap yerine daimi memur ya da müstahdemlerinden birine tebligat yapılması durumunda ise; 7201 sayılı Kanunun 20 ve Yönetmeliğin 29. maddelerindeki açık düzenlemeler karşısında, tebligatın muhatap yerine bu kişilere yapılmasının nedeni ve tebligat yapılan kimsenin kimliği tebliğ mazbatasında belirtilmelidir. (Ejder Yılmaz – Tacar Çağlar, Tebligat Hukuku, Değiştirilmiş Dördüncü Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara 2005, s. 471, 488, 490) Dolayısıyla muhatabın tebliğ saatinde iş yerinde geçici olarak bulunmadığına ve bu nedenle muhatap yerine sürekli çalışan memur ya da müstahdemine tebligat yapıldığına ilişkin tebligat mazbatasında açıklamada bulunulmaması durumunda da tebligatın usulüne aykırı olduğu kabul edilmelidir…” şeklindeki içtihadı karşısında;
Yerel mahkemece; öncelikle kesinleşen mahkeme kararının, suça konu derginin sorumlu müdürü olan sanık …’a değil, sanığın sorumlu müdürü olduğu dergi yerine başka bir internet sitesi adına ve başka bir şahsa yapılmasının, kanunda yazılı şartlarda usulüne uygun bir tebliğ sayılıp sayılmayacağının ve düzeltme ve cevap yayımlanması kararının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması,
Devamla suçun oluşup oluşmadığının belirlenmesi açısından, düzeltme ve cevap yazısının asıl yazıdan uzun olup olmadığı ile sanığın savunmalarında belirttiği üzere suç unsuru taşıyıp taşımadığının ve yeniden bir tartışmaya yol açacak mahiyette olup olmadığının araştırılması,
Şayet bu hususlarda bir eksiklik yoksa, bu kez suç tarihini belirlemek için suça konu derginin sorumlu müdürüne yapılan tebligattan üç gün sonraki ilk nüshasının dosyaya getirtilmesi sonucu düzeltme ve cevap yazısının süresinde veya usulüne uygun şekilde yayınlanıp yayınlanmadığının tespiti gerekirken, bu hususlarda eksik kovuşturma yapılmak suretiyle sanığın savunmaları da kararda tartışılmaksızın mahkumiyet hükmü kurulması,
3-)Nihayet Yargıtay Cumhuriyet başsavcılığının tebliğnamesinde yazılı olduğu üzere, hükümde TCK’nin 62/1. maddesinin uygulanması sonucu bulunan cezanın indirim miktarına göre sanık aleyhine fazla miktarda hesap edilmesi,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 07/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.