Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/9458 E. 2013/15527 K. 09.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9458
KARAR NO : 2013/15527
KARAR TARİHİ : 09.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, iş kazası nedeniyle sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, kısa kararda “Davacının maddi tazminata ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 5.263,71 TL maddi tazminatın, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 20.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” yazılı iken gerekçeli kararın gerekçe kısmında “aktüerya uzmanından alınan raporda belirtilen tazminat miktarından ilk PSD değeri düşülerek hüküm kurulmuştur.” demek suretiyle hükmün gerekçesi ile hüküm bölümü arasında çelişki yaratıldığı görülmektedir. Zira hükme esas hesap raporunda belirtilen zarar miktarından son peşin sermaye değeri düşüldüğünde tefhim edilen kısa kararda belirtilen tutarın çıktığı anlaşılmaktadır.
Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysaki, 15.02.2013 günlü oturumda tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın gerekçe bölümünde çelişkili olduğu zaptın ve kararın incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumda, konuyla ilgili 10.4.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır.
Öte yandan; sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, sigortalıda oluşan meslekte kazanma gücü kaybı oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir.
Somut olayda, davacıda mevcut meslekte kazanma gücü kaybı oranının % 17,2 olarak belirlendiği ve 03.12.2011 tarihinde kontrol edileceği dosya içerisinde mevcut Sürekli İşgöremezlik Derecesi Tespit Formundan anlaşılmaktaysa da mahkemece bu kontrol kaydının sonucu araştırılmadan karar verildiği görülmektedir.
Yapılacak iş, davacının geçirdiği iş kazasına ilişkin belirlenen % 17.2 iş göremezlik oranına ait kontrol kaydı sonucunun araştırılmasından sonra kesinleşen iş göremezlik oranının belirlenmesi ve belirlenen bu orana göre, hesaplanacak zararlar yönünden bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 09/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.