YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/27720
KARAR NO : 2019/12452
KARAR TARİHİ : 09.10.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 4733 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
I-Şikayetçi Gümrük İdaresi vekilinin temyiz talebine yönelik incelemede;
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre, suçtan doğrudan zarar görmeyen Gümrük İdaresi’nin davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmadığı anlaşıldığından, Gümrük İdaresi vekilinin temyiz talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi gereğince tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
II-Sanığın temyiz talebine yönelik incelemede;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Adli sicil kaydına göre mükerrir olan sanık hakkında TCK’nin 58. maddesinin uygulanmaması aleyhte temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Gümrük kaçakçılığı suçlarında korunan hukuki yarar ; Devletin egemenlik hakkının bir kısmı olarak ortaya çıkan kendi milli sınırları dahilindeki her türlü eşya giriş ve çıkışını kontrol etme ve düzenleme yetkisidir. Anılan fiiller ile devletin söz edilen egemenlik hakkının ihlali ile birlikte devletin vergilendirme hakkı ve mali yararlarını da ihlal ettiği kuşkusuzdur. Verginin ise devletin kamu hizmetlerini finanse etmek için toplumu oluşturan kişilerden zorunlu olarak alınan ekonomik değerler olduğu nazara alındığında gümrük kaçakçılığı suçlarının vergi kaybına sebep olması sonucu , kamu hizmetlerinin finansmanında güçlükler doğuracağı muhakkaktır. Bu itibarla , gümrük kaçakçılığı suçlarının mağdurunun da devletin yürüttüğü kamu hizmetlerinden yararlanan bireylerden oluşan toplum olduğu cihetle;
UYAP ortamında yapılan araştırmada, sanık hakkında; 22.01.2013 tarihinde işlediği aynı suç nedeniyle açılan kamu davası üzerine, Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nce verilen 2013/397 Esas ve 2013/1393 Karar sayılı hükmün Yargıtay 7. Ceza Dairesince incelenerek 08.02.2018 tarihinde bozulmasına karar verilmesi karşısında;
Anılan dosya getirtilip incelenerek mümkün olması halinde birleştirilmesi, kesinleşmiş ise suç ve iddianame tarihleri dikkate alınıp, hukuki kesintinin iddianamenin düzenlenmesiyle gerçekleşeceği gözetilmek sureti ile sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla işleyip işlemediğinin ve hakkında TCK’nin 43/1. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılması zorunluluğu bulunduğu hâlde uyulmasına karar verilen bozma ilâmında zincirleme suç kapsamında olan mahkeme kararı yerine sehven başka bir mahkeme kararı yazıldığı nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre;
1-Temel gün adli para cezası tayin edilip, artırım ve indirim nedenleri uygulandıktan sonra gün adli para cezasının paraya çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Hükmedilen uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK’nin 53/1.maddesinde sayılan hak yoksunluklarına hükmedilmemesi,
3-İddianamede müsaderesi talep edilen ve imha edilen eşya dışında kalan (numune) suça konu sigaralar hakkında karar verilmemesi,
4-Sigaraların gümrük kaçağı olduğuna ve KEMT varakasındaki değere ilişkin sanığın itirazı bulunmadığı hâlde keşif yapılarak sebep olmadığı yargılama giderinin sanığa yükletilmesi,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 09/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.