YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11481
KARAR NO : 2013/17674
KARAR TARİHİ : 30.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara toplanan deliller ile hükmün dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava. sigortalının iş kazası sonucu uğradığı maluliyeti nedeniyle maddi ve manevi tazminat zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece. 12,.340 TL maddi tazminatın, 15.000.00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ise de varılan bu sonuç aşağıdaki nedenler ile yerinde değildir.
Davacının iş kazası sonucu % 15.2 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda, davalı işverenin % 50 oranında, kazalının % 50 oranında kusurlu oldukları dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Hükme esas alınan hesap raporunun yönteme uygun olmadığı açıktır. Gerçekten davacı iş kazası sonucu uğramış olduğu zararın giderilmesini istemiştir. Kusurun aidiyeti ve oranı ile maluliyet uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, tazminatın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Tazminatın saptanmasında ise; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, PMF yaşam tablosuna göre bakiye ömrü, işgörebilirlik çağı. işgörmezlik ve karşılık kusur oranları, Sosyal Sigortalar tarafından bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır. Öte yandan tazminat miktarı; işçinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluştuğu yönü ise söz götürmez. Başka bir anlatımla, işçinin günlük net geliri tesbit edilerek bilinen dönemdeki kazancı mevcut veriler nazara alınarak iskontolama ve artırma işlemi yapılmadan hesaplanacağı, bilinmeyen dönemdeki kazancının ise; yıllık olarak %10 arttırılıp %10 iskontoya tabi tutulacağı, 60 yaşına kadar (aktif) dönemde, 60 yaşından sonrada bakiye ömrüne kadar (pasif) dönemde elde edeceği kazançların ortalama yöntemine başvurulmadan her yıl için ayrı ayrı hesaplanacağı Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
Mahkemece esas alman raporun ise bu yönlerden denetime elverişsiz olduğu açıktır.
Yapılacak iş; aktüerya uzmanı hesap bilirkişisinden yukarıda açıklanan şekilde rapor alıp sonucu gereğince maddi tazminata karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 30/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.