Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/11524 E. 2011/12447 K. 21.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11524
KARAR NO : 2011/12447
KARAR TARİHİ : 21.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar tarafından, davalı aleyhine 13.06.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 15.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, 20 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıt maliklerinin “…” olan soyadlarının tapu kaydında yer almadığını ileri sürerek soyadı eklenmek suretiyle kaydın düzeltilmesini talep etmişlerdir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece taşınmazın davacıların murislerine ait olduğu kanıtlanamadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Hükmü davacılar temyiz etmişlerdir.
Dava tapu kaydında isim düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Somut olayda, dava konusu 20 ada 1 parsel sayılı taşınmazda davacıların murisleri olduğunu ileri sürdükleri ‘in paydaş oldukları anlaşılmaktadır. Davacılar kayıt maliklerinin soyadının “…” olduğunu ileri sürmektedirler. Getirtilen nüfus kaydında Salih oğlu … soyadlarının “…” olduğu anlaşılmıştır.Taşınmazın kadastro tespiti 1984 yılında yapılmış ve 30.10.1931 tarihli, 4 sıra no’lu ve 1970 tarihli, 10 sıra no’lu tapu kayıtları dayanak alınarak …adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar kayıt maliklerinin mirasçılarıdır. Bu hususu tanıklar da doğrulamıştır.
Mahkemece dava konusu taşınmazın davacıların murislerine ait olduğu hususu kanıtlandığı halde davanın reddi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde yatıranlara geri verilmesine, 21.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.