Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/11127 E. 2013/15193 K. 05.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11127
KARAR NO : 2013/15193
KARAR TARİHİ : 05.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı …’nın yanında işçi olarak çalışmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davalı …’nın davacının işçisi (sigortalısı) olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, idari para cezasının kesinleşmesi nedeniyle eldeki davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı … müzik organizasyonu yapılan “2.8431.01.01.1039940.067.06.51” sayılı işyerinin sahibi, davalı … ise müzisyendir. Davalının 08.10.2008 tarihinde bankada hesap açtırdığı esnada adres olarak bu işyerini bildirmesi ve bankanın da bu bilgiyi Kuruma iletmesi üzerine davalının bu işyerinde çalıştığı gerekçesiyle davacıdan işyeri dosyası açtırması (işyerini tescil ettirmesi), davalının sigortalı işe giriş bildirgesi ile 2008/10-11-12 ve 2009/1-2.aylara ait asıl aylık prim ve hizmet belgesini düzenleyerek Kuruma vermesi gerektiği hususları tebliğ edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 114/1-h maddesine göre “hukuki yarar” dava şartı olup mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.
Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır.
Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır (Arslan, Ramazan; aktaran: Hanağası, Emel: Davada Menfaat, Ankara 2009, önsöz VII).
Hukuk Genel Kurulu’nun 24.06.1992 gün ve 1992/1-347 E., 1992/396 K. ve 30.05.2001 gün ve 2001/14-443 E., 2001/458 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denir (Rechts-schutzbedürfnis).
Mahkemelerden hukuki himaye istenmesinde, himayeye değer bir yarar olmalıdır.
Somut olayda uyuşmazlık, davalının davacıya ait işyerinde sigortalı çalışması bulunup bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacının süresinde sigortalı işe giriş bildirgesi ile aylık prim ve hizmet belgesini düzenleyerek Kuruma vermediği gerekçesiyle düzenlenen idari para cezasının kesinleştiği davalı Kurumun cevabından anlaşılmaktadır.
Kurumun, davacıdan işyeri tescili, davalı …’ya ilişkin sigortalı işe giriş bildirgesi ile 2008/10-11-12 ve 2009/1-2.aylara ait asıl aylık prim ve hizmet belgesi talep etmesinin nedeni davalı …’nın davacıya ait işyerinde çalışması olup idari para cezasına ilişkin uyuşmazlığın kesinleşmiş olması eldeki davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığı sonucunu doğurmaz. İdari para cezasının kesinleşmesi, eldeki davada delil teşkil eder ise de Kurum işlemlerinin temel dayanağı olan çalışma olgusunun varlığını tek başına ispatlamaya yetmez.
5510 sayılı Kanun’un 86/6 maddesine göre Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden ya da kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin Kurum lehine karar vermesi halinde, 88 inci ve 89 uncu maddelerin prim borcuna ilişkin hükümleri uygulanır.
Kurumun, 5510 sayılı Kanun’un 86/6 maddesine göre sigortalı işe giriş bildirgesi ile 2008/10-11-12 ve 2009/1-2.aylara ait asıl aylık prim ve hizmet belgesi talep etmesine rağmen düzenlenmemesi halinde bu belgeleri re’sen düzenleyerek hesaplanacak prim ve gecikme zammını (cezasını) işverenden tahsil etmesi gerekir. Kurumun bu belgeleri davacıdan talep etmesi ile birlikte bu belgelerin istenmesinin nedeni olan çalışma olgusunun varlığına dair taraflar arasında uyuşmazlık doğar. Kurumun sigortalı işe giriş bildirgesi ile aylık prim ve hizmet belgesi talep etmesine esas olan çalışma olgusunun bulunmadığının (olumsuz tespit) yargı kararı ile saptanması Kurum işlemlerini dayanaksız hale getireceğinden Kurumun yargı kararına rağmen re’sen belge düzenlemesi ve prim tahakkuku mümkün değildir.
Kurumun, sigortalı işe giriş bildirgesi ile aylık prim ve hizmet belgesi talebinin yerinde olmadığı yargı kararı ile saptanır ise Kurum 5510 sayılı Kanun’un 86/6 maddesine göre sonrakı aşamalara geçecemeyeceğinden, davacı eldeki olumsuz tespit davasını açmak için Kurumun re’sen belge düzenleyerek prim tahakkuk ve tebliğini beklemek zorunda değildir.
Bu nedenlerle Kurumun davacıdan sigortalı işe giriş bildirgesi ile aylık prim ve hizmet belgesi talep etmesi halinde bu belgelere dayanak sigortalı hizmetin (çalışmanın) bulunmadığının tespiti mümkün ve bu davada hukuki yarar bulunmaktadır.
Öte yandan Kurumun re’sen belge düzenlemesi ve prim tahakkukunun temel gerekçesi “sigortalı çalışma” olduğuna göre Kurumun sigortalı çalışma tespiti üzerine yapacağı tüm Kurum işlemlerine karşı açılacak davalarda uyuşmazlığın özü sigortalı çalışma olgusunun bulunmadığının kanıtlanması olacağından bu temel uyuşmazlığın (itiraz ve dava yolu hakdüşürücü sürelere bağlı haller dışında) her zaman yargı önüne getirilmesi de mümkün olmalıdır.
Yapılacak iş, davacı işverenin, Kurumca talep edilen işyeri dosyası açtırması (işyerini tescil ettirmesi), davalının sigortalı işe giriş bildirgesi ile 2008/10-11-12 ve 2009/1-2.aylara ait asıl aylık prim ve hizmet belgesini düzenleyerek Kuruma vermesi gerektiğine yönelik işlemine karşı dava açıp açmadığını, dava açılmadığı takdirde Kurumun bu belgeleri re’sen düzenleyip düzenlemediğini ve re’sen prim tahakkuku yapıp yapmadığını Kurumdan sormak ve yapılmış ise 5510 sayılı Kanun’un 86/6 maddesine göre davacının süresinde itiraz ve dava yoluna başvurup başvurmadığını araştırmak, dava dosyalarını ve Kurum işlemlerine ilişkin belgeleri eksiksiz getirtmek, davalar arasında bağlantı bulunması nedeniyle HMK’nın 167.maddesine göre birleştirmek, Kurumun belirtilen işlemlerinin süresinde itiraz ve dava yoluna başvurulması nedeniyle kesinleşmediği belirlenir ise eldeki davada hukuki yarar bulunduğu da gözetilerek davalı …’nın davacıya ait işyerinde çalışıp çalışmadığını araştırmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 05/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.