Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/9619 E. 2019/9848 K. 05.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/9619
KARAR NO : 2019/9848
KARAR TARİHİ : 05.11.2019

DAVA TÜRÜ : Ölüme Bağlı Mal Rejimi Tasfiyesi
MAHKEMESİ : … 8. Aile Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda … 8. Aile Mahkemesi hükmüne karşı, davacı-davalı … vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına yeniden yargılama yapılarak karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, bu kez Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı-davacı … tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 22/10/2019 günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı-davacı bizzat ve vekili … … geldi. Karşı taraftan davacı-davalı vekili … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın 05.11.2019 tarihine bırakılmasına karar verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı-birleşen dosyada davalı … vekili, davalı ile davacının babası …’ün 2000 yılında evlendiklerini, evlilik birliği içinde davalı adına üç adet taşınmaz ve bir adet araç edinildiğini, murisin 2012 yılında vefatı ile geriye murisin önceki evliliğinden olma kızı davacı, davalı eş ile murisin davalıdan olma dava dışı kızı …’nın mirasçı olarak kaldığını açıklayarak taşınmazlar ve araç yönünden mal rejiminin tasfiyesi ile alacağın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı-birleşen dosyada davacı … vekili, birleşen davalarında muristen …’ya intikal eden miras hakkı üzerindeki mal rejiminden kaynaklı alacağın tahsilini talep etmiş, asıl dava yönünden ise taraflar arasında miras taksim sözleşmesi yapıldığını, bu şekilde yeniden alacak talep edilmesinin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, asıl dava yönünden davaya konu edilen varlıkların, 04.02.2013 tarihli miras paylaşım sözleşmesi sırasında davacı tarafça varlığının bilindiği ve bu varlıklarla ilgili de davalının ibra edildiği, dolayısıyla bu varlıklarla ilgili davacının alacak talep etme hakkının kalmadığının kabul edilmesi gerektiği, bu varlıkların sözleşmenin 5. maddesi kapsamında “yeni tespit edilen” ya da “ortaya çıkan mal” olarak kabulüne olanak bulunmadığı, bu nedenlerle asıl davanın reddine, birleşen dava yönünden HMK’nin 119/2 son cümlesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm reddedilen asıl dava yönünden davacı-birleşen dosyada davalı … vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince, dosya kapsamına göre, tarafların, muris …’in mirasçıları olduğu, aralarında 04.02.2013 tarihli kısmi miras taksim sözleşmesi yapıldığı, davanın TMK’nin 236/1. maddesi uyarınca mirasçının sağ kalan eşe karşı açtığı bir dava olduğu, TMK’nin 236/1.maddesi gereğince ölen eşin mirasçılarının sağ kalan eşe mal rejimi tasfiyesi davası açabilecekleri, kısmi miras taksim sözleşmesi gereğince murisin tüm mal varlığının taksim edilmediğinin anlaşıldığı, belirtilen sözleşmenin muristen gelen tüm mal varlığına ilişkin miras payı açısından tarafların birbirini ibra ettikleri anlamına gelemeyeceği, davacının mal rejimi tasfiyesi kapsamındaki haklarından feragat etmediğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle, davacı-birleşen dosyada davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, davaya konu mal varlığının değerleri belirlenerek ve tarafların bildirdikleri deliller değerlendirilerek davacının talep ettiği katkı payı, değer artış payı, artık değere katılma payı alacağı hakkında karar verilmesi için kararın bu yönden kaldırılmasına, belirtilen hususlara riayet edilerek yeniden yargılama yapılması ve karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Davalı-birleşen dosyada davacı … vekili, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna başvurmuştur.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun duruşma yapılmadan verilecek kararları düzenleyen 353/1-a.6 maddesinde, ilk derece mahkemesince, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması halinde, bölge adliye mahkemesince, esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verileceği hükmü düzenlenmiştir.
HMK’nin 353/1-b.2 maddesinde yer alan “Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında,” şeklindeki düzenleme uyarınca, mahkemece İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin hatalı veya yeterli bulunmaması halinde, mutlaka ilk derece mahkemesi kararının bütünüyle kaldırılıp, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden hüküm fıkrasının oluşturulması zorunludur.
Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince, davacı- birleşen dosyada davalı vekilinin istinaf talebi kabul edilerek eksik inceleme sebebi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, HMK’nin 353/1-a.6 maddesi uyarınca karar verildiği görülmektedir. İş bu dosyada, davacı taraf üç taşınmaz ve bir araca yönelikte alacak isteğinde bulunmuş, olup dayanak tapu senetlerinin, araç kayıtlarının dava dosyası içinde bulunduğu, tanık beyanlarının da alındığı anlaşılmaktadır. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbirinin toplanmamış veya gösterilen delillerin hiç değerlendirilmemiş olmasından söz edilemez.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinde, bölge adliye mahkemesinin dosyayı ilk derece mahkemesine geri gönderme sebepleri tadadi olarak değil tahdidi olarak sayılmıştır. Kanun’da sayılan geri gönderme sebepleri arasında “Delillerin eksik toplanması” bulunmamaktadır “delillerin hiç birinin toplanmaması ve gösterilen delillerin hiç değerlendirilmemesi” vardır. Az yukarıda da açıklandığı üzere İlk Derece Mahkemesince tarafların gösterdikleri deliller toplandığından, talebe yönelik değerlendirme de yapıldığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/l-a.6 maddesi uyarınca eksik hususların ikmali için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, eksik delillerin toplanması konusunda özellikle HMK’nin 353, 354 ve 373. maddeleri ele alındığında da, kanundaki düzenleme karşısında Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda taşınmazlar ve araca yönelik eksik delillerin Bölge Adliye Mahkemesince toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, kararın kaldırılması ve yargılamanın eksiklikler tamamlanarak kaldığı yerden devamı için dosyanın mahkemesine iadesine şeklinde hüküm kurulması yerinde görülmemiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul hükümlerine aykırı olması nedeniyle öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı-birleşen dosyada davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı-birleşen dosyada davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi hükümleri uyarınca 2.037,00 TL avukatlık ücretinin …’dan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan …’e verilmesine, HMK’nin 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi