YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/32299
KARAR NO : 2019/12743
KARAR TARİHİ : 15.10.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Türk Ticaret Kanunu’na Aykırılık
HÜKÜMLER : İdari Yaptırım Kararı Verilmesine Yer Olmadığı
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
İddianame ve temyiz dilekçesinin içeriğine göre temyiz isteminin “Genel Kurul karar defterinin tutulmaması” suçuna yönelik olduğu kabul edilerek bu suça hasren yapılan incelemede;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 09/01/2014 tarihli iddianamesi ile sanıkların üzerine atılı eylemlerin, yönetim kurulu üyesi oldukları kooperatifin 2007 yılına ait defterlerinin kapanış tasdikini yaptırmamak ve genel kurul defterini tutmamak olduğu, her ne kadar Mahkeme tarafından sanıkların üzerine atılı eylemlerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile kabahate dönüştürüldüğü ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 20. maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle idari yaptırım kararı verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de sanıkların üzerlerine atılı eylemlerden kooperatifler açısından tutulması zorunlu defterlerin kapanış tasdiklerinin yaptırılmaması 6102 sayılı TTK’nin 562/1-c maddesi ile kabahate dönüşmekle birlikte, genel kurul karar defterinin tutulmaması eyleminin, aynı maddenin 6. fıkrası uyarınca, üçyüz günden aşağı olmamak üzere adli para cezasını gerektiren bir suç olarak düzenlendiği cihetle, öncelikle sanıklar yönünden üzerlerine atılı suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilip, suçun unsurlarının oluştuğu kanaatine varılması halinde, suç tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK ve sonradan yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK hükümleri ayrı ayrı tatbik edilerek hangi kanunun lehe olduğunun belirlenip, bu suçun 5237 sayılı TCK’nin 75. maddesi uyarınca ön ödeme kapsamında kaldığı da gözetilerek, sanıklarının hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
Hukuka aykırı olup, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, HÜKÜMLERİN, tebliğnameye aykırı olarak, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 15/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.