Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2019/29819 E. 2019/12754 K. 15.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/29819
KARAR NO : 2019/12754
KARAR TARİHİ : 15.10.2019

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 1163 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvuruların süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
I) Suçtan zarar gören kurum vekilinin, sanıklar …, …, … hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlara yönelik temyiz istemine ilişkin olarak;
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 231/12. maddesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı itiraz yolu açık olup, kararların temyizinin mümkün bulunmadığı cihetle, temyiz dilekçesi itiraz mahiyetinde kabul edilerek gereği mahallinde itiraz merciince değerlendirilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
II) Suçtan zarar gören kurum vekilinin ve o yer Cumhuriyet Savcısının Sanıklar …, … hakkındaki mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerine ilişkin olarak:
Temyiz isteklerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1)Sanıklar … ve …’ın yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettikleri ve kooperatif yönetim kurulunun 26/06/2010 ve 05/07/2010 tarihli toplantılarında sanıkların istifalarının kabulüne karar verildiği anlaşılmakla, her ne kadar yapılan araştırmalarda istifa eden sanıklar yerine yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmediğinin tespit edilmesi üzerine, yeni üyeler seçilip görevlerine başlayana kadar sanıkların sorumluluklarının devam ettiğinden bahisle mahkumiyetlerine karar verilmiş ise de sanıkların yönetim kurulu üyeliğine seçildiği 26/06/2010 tarihli toplantıda aynı zamanda yönetim kurulu yedek üyeliklerine de yeteri kadar seçim yapıldığı, istifa eden yönetim kurulu üyelerinin yerlerine yedek üyelerin çağrılması suretiyle yönetim kurulunun faaliyetlerinin sürdürülmesi gerektiği, öte yandan sanıkların 26/06/2010 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeliğine 3 yıllığına seçildikleri, bu itibarla istifa etmemiş olsalar dahi kamu davasına konu döneme ilişkin olağan genel kurul toplantısının yapılması gereken tarihlerde sanıkların yönetim kurulu üyelik sürelerinin de dolduğu cihetle, istifa etmekle yönetim kurulu üyeliği sona eren sanıkların bu tarihten sonra genel kurulu toplantıya çağırma yetki ve sorumlulukları olmadığı gözetilerek atılı suçtan beraatleri yerine, sanıkların yerlerine yeni üyeler seçilene kadar sorumluluklarının devam ettiği şeklindeki hukuka uygun görülmeyen gerekçeyle mahkumiyetlerine karar verilmesi,
2)1163 sayılı Kanun’un 45. maddesinde “Genel kurul olağan ve gerektiğinde olağanüstü olarak toplanır. Olağan toplantının her hesap devresi sonundan itibaren 6 ay içinde ve en az yılda bir defa yapılması zorunludur. Genel kurul, ana sözleşmede gösterilen şekil ve surette toplantıya çağrılır…” hükmünün bulunduğu, aynı Kanun’un Ek 2/2. maddesinde ise genel kurulu olağan toplantıya çağırmayan yönetim kurulu üyelerinin cezalandırılacağının düzenlendiği, öte yandan 1163 sayılı Kanun’un 81. maddesine göre 3 yıl üst üste genel kurulun toplanmaması halinde kooperatifin dağılmış sayılacağı, öncelikle sanıkların hangi tarihte ve ne kadar süreyle yönetim kurulu üyesi seçildiklerinin, kooperatifin üst üste üç yıl genel kurul toplantısı yapılmadığı için ya da ana sözlemede gösterilen işlerin tamamlanarak ferdi mülkiyete geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesi suretiyle münfesih olup olmadığının, olmuş ise hangi tarihte olduğunun tespit edilmesinden sonra sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini yerine eksik kovuşturma ile hüküm kurulması,
3)Müşteki kuruma, kovuşturma evresinde duruşmalardan haberdar edilme ve kovuşturmanın her aşamasında kamu davasına katılma hakkı bulunması karşısında, usulüne uygun duruşma gününü bildirir davetiye çıkartılmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmak suretiyle, CMK’nin 234. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine aykırı davranılması,
Kabule göre de;
1)Sanıklar hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezası, 5237 sayılı TCK’nin 50/1-d maddesi uyarınca belli yerlere gitmekten yasaklama tedbirine çevrilirken, anılan düzenleme gereği, hüküm altına alınan cezanın yarısından bir katına kadar bir süre belirlenmesi gerekirken, herhangi bir süre belirlenmeden belirli yerlere gitmekten yasaklama tedbirine karar verilmesi,
2)02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 12. maddesi ile TCK’nin 75. maddesinde yapılan değişiklik sonucu 1163 sayılı Kanun’un Ek 2/2. maddesinde öngörülen suçun önödeme kapsamına alınması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Kanuna aykırı olup, O Yer Cumhuriyet savcısı ve suçtan zarar gören vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, sair yönlerden incelenmeksizin, hükümlerin BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 15/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.