YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11578
KARAR NO : 2011/12644
KARAR TARİHİ : 25.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.05.2009 gününde verilen dilekçe ile tapuya satış vaadi şerhi konulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne ve bir kısım davalılar yönünden davanın reddine dair verilen 28.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı arsa sahibi ile davalı yüklenici … arasında yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye bırakılan dava konusu B-blok 4 no’lu daireyi 27.06.2006 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını belirterek bu sözleşmenin tapu kaydına şerh verilmesini istemiştir.
Arsa sahibi davalılar, yüklenici Muzaffer edimlerini yerine getirmediğinden sözleşmeyi feshettiklerini, davanın reddini savunmuşlardır.
Davalılardan … davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne ilişkin karar Dairemizce “… satış vaadi sözleşmelerinin yasal düzenlemeler uyarınca tapu kaydına şerhi idari yoldan mümkün olmadığı takdirde sözleşme alacaklısı, sözleşmeden kaynaklanan kişisel hakkı kuvvetlendirmek ve üçüncü kişilere karşı bu hakkı ileri sürebilmek için mahkemeden dava yoluyla şerh isteğinde bulunabilirler. Ancak bu davanın şerhin kaydına işleneceği kayıt maliklerine de yöneltmelidir. …. Açılan davanın pasif dava ehliyeti yokluğundan reddi gerekir…” gerekçesi ile bozulmuş, bozmadan sonra kayıt maliklerine karşı dava açılmış ve eldeki dava ile birleştirilmiştir.
Arsa maliklerinin, yüklenici … ile 2005 tarihinde yaptıkları arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde inşaatın 24 ay içinde yapılıp bitirileceği kararlaştırılmış, bu süre içinde inşaat yapılmadığından tarafları karşılıklı ihtarlarla sözleşmeyi feshetmişlerdir.
Sözleşmenin vaat alacaklısı olan davacı, ile davalı arsa sahipleri arasında herhangi bir sözleşme yoktur. Davacı ile davalı arsa sahipleri arasındaki hukuki ilişkinin nedeni alacağın temliki işlemidir. Alacağın temliki, borçlunun rızası gerekmeksizin eski alacaklı üçüncü kişi ile yeni alacaklı arasında yazılı olmak koşulu ile yapılan devir işlemidir. Borçlu bu işlemin ancak temliki öğrendiği anda tarafı olur. Sözleşmeye taraf olmakla BK’nun 167. maddesinden yararlanacak olan borçlu, eski alacaklıya karşı ne tür itiraz ve defileri ileri sürebilecekse bu haklarını yeni alacaklıya (davacı 3. kişiye) karşı da ileri sürebilir.
Somut uyuşmazlıkta; arsa sahipleri ile ilk yüklenici davalı … aralarında düzenledikleri arsa payı devri karşılığı inşaat sözleşmesini karşılıklı olarak feshetmişlerdir. Yüklenici … bu sözleşmeye dayanarak hak kazanmadığından alacağın temliki ile davacı yüklenici ile arasındaki sözleşmenin tapuya şerhini isteyemez. Başka bir anlatımla dava tarihi itibari ile davalı yüklenici …’nın tarafı bulunduğu bir inşaat yapım sözleşmesi bulunmadığından davacının bu yüklenici ile yapmış olduğu satış vaadi sözleşmesini tapuya şerh ettirmesi olanaklı değildir.
Açıklanan nedenle davanın reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü doğru olmamış, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 25.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.