YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1822
KARAR NO : 2019/4475
KARAR TARİHİ : 24.09.2019
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar arasında yapılan sözlü anlaşma uyarınca davalıya ait hastanenin davacıya satılmasının kararlaştırıldığını, davalının talebi üzerine 170.000.00 TL tutarında bir ödeme peşinat amacıyla davalı hesabına havale edilmiş ise de davalının edimini ifa etmediğini, hastaneyi dava dışı bir kişiye sattığının davacı tarafından öğrenildiğini, ödenen tutarın iadesi için aleyhine girişilen takibe davalının itirazı sonucu takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaliyle takibin devamına ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı yanca yatırılan paranın davalıya ait hastanenin % 60’ının davacıya satımına karşılık alınan kapora niteliğinde olduğunu, sonrasında tarafların hastaneyi ortak olarak işletmeleri için ortak şirket de kurduklarını, ancak davacının bakiye bedeli ödemeyerek davalıyı zarara uğrattığını, bu nedenle davalının taşınmazı başkasına satmak zorunda kaldığını savunarak, davanın reddini ve % 20 oranında tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece verilen davanın subüt bulmadığından reddi kararı, Dairemiz 2015/6354 esas ve 2015/15013 karar sayılı ve 18.11.2015 tarihli ilamı ile “Tarafların iddia ve savunmaları, davalının icra takibine itiraz dilekçesi kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, her iki yanın da kabulünde olduğu üzere, davacı tarafından davalıya gönderilen 23.09.2008 tarihli 170.000.00 TL ödemeye dair havalenin davalıya ait taşınmaz üzerindeki hastane inşaatının taşınmazıyla birlikte davacıya satışına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Ancak ne var ki, bu ödeme sonrasında satım işleminin gerçekleşmediği görülmektedir. 6098 sayılı T.B.K.nın 237.maddesinde “Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesi şarttır. Taşınmaz satışı resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz” denilmektedir. O halde somut olarak yanlar arasındaki satım sözleşmesi resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olup, taraflar aldıklarını iadeyle yükümlüdür. Bu durumda satım gerçekleşmediğinden davalı yanın sebepsiz zenginleşmiş olduğu ve bu nedenle davacıdan aldığı tutarı geri iade etmekle yükümlü bulunduğu gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozma ilamı gereğince araştırılacak bir husus kalmadığından davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Mahkemece bozmaya uyulmuş ve daha sonra yeniden hüküm verilirken davanın kabulüne karar verilmiş ise de kabul edilen davanın ne şekilde icra edileceği hüküm yerinde gösterilmemiştir. Gerekçeli kararın hükümleri herhangi bir tereddüte mahal vermeyecek şekilde ve icra edilebilir biçimde yazılmalıdır. Öte yandan dava itirazın iptali davası olup icra inkar tazminatı talebi hakkında olumlu olumsuz karar verilmemesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, 24/09/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.