YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/877
KARAR NO : 2019/4477
KARAR TARİHİ : 24.09.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü
– KARAR –
Davacı vekili, davalının borcunu zamanında ödemediğini, akabinde icra müdürlüğünün 2013/624 E sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını, itiraz dilekçesi incelendiğinde borçlunun icra takibine konu edilen fatura edilmiş hizmeti aldığını ancak 46000 TL ödeme yaptığını beyan ettiğini, 145.914,37 TL’lik fatura bedeli hizmet sunulduğunu, 18.000 TL ödeme yapıldığını, bakiye olan 127.914,37 TL için de icra takibi yapıldığını, borçlu şirketin beyan ettiği kum ve çimento teminin söz konusu olmadığını, yapılan ödemelerin toplam 18.000 TL olup bu miktarın takibe konu edilmediğini, 26.000 TL gibi bir ödemenin de müvekkil şirket tarafından tahsil edilmediğini ileri sürerek borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini, alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davalının karayolu yapım işinin yüklenicisi olduğunu, davacı firmadan faturalarda belirtilen malları aldığını, malların ayıplı olduğunu, toplam 46.000 TL bedelli ödemeyi senetlerle yaptığını, tediye fişleri ile toplam 16.200 TL ödediğini, çimento bedeli olarak ödediği 41.700 TL’nin kum, mıcır ve nakliye bedeli olarak 20.000 TL’nin düşülmesi gerektiğini, davacının çalışanları için kumanya bedeli olarak 4.500 TL ödediğini savunarak, davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini ve davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, rapor dikkate alındığında davanın kabulü gerektiği, davacı icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiş ise de alacağın likit olmaması dikkate alınarak şartlar oluşmadığından talebin reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 34.514,37 asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren uygulanacak avans faiziz üzerinden devamına, şartları oluşmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, itirazın iptali davası olup davacı dava konusu ilamsız takipteki takip talebinde borcun sebebini açıklamamıştır. Dava dilekçesinde de alacağın nedeni açıklanmamış ancak 145.914,37 TL’lik fatura bedeli kadar hizmet sunulduğu, 18.000 TL’lik ödeme dışında bakiye alacağın takip konusu yapıldığı bildirilmiştir. Davacının gösterdiği delillerden alacağın konusu olan faturaların bordür taşı satışına ilişkin olduğu anlaşılmış, davalı ise davacının bu alacağını davacıya yaptığı ödemeler, davacı adına 3. kişilere yapılan ödemelerle ve bir kısım kıymetli evrak ile ödediğini savunmuştur. Tahkikat sırasında alınan bilirkişi raporu hüküm için yeterli olmayıp, mahkemece, davalının ödeme savunması karşısında davacının davalıya teslim ettiği bordür satış bedelinin davalı tarafından ödenip ödenmediği araştırılmalıdır. Bu konuda ispat külfetinin davalıya ait olduğu ve davalının bu hususu ancak kanuni delillerle ispat edebileceği göz önüne alınmalıdır. Mahkemece, davalının ödeme vakası için gösterdiği delillerle ilgili gerekli araştırmalar bitirildikten sonra dosya bilirkişiye verilmeli, elde edilecek tahkikat sonuçlarıyla ilgili karar verilmesi gerekmektedir. O halde eksik tahkikata dayalı olarak verilen hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 24/09/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.