YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4309
KARAR NO : 2019/10376
KARAR TARİHİ : 14.11.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : El Atmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 9 parsel sayılı taşınmazın vekil edenine ait olduğunu, komşu parsel malikleri olan davalıların vekil edeninin taşınmazına müdahalede bulunduklarını açıklayarak, davalıların el atmalarının önlenmesine ve 2009 ila 2013 yılları için 1.500 TL ecrimisilin davalılardan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, dava konusu taşınmaza herhangi bir müdahalelerinin olmadığını beyanla davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava tarihinden sonra müdahalenin sonlandırıldığı gerekçesi ile, el atmanın önlenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, intifadan men koşulu gerçekleşmediği gerekçesi ile de ecrimisil talebinin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, tapulu taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Her ne kadar Mahkeme tarafından az yukarıda açıklanan gerekçeler ile hüküm tesis edilmiş ise de, Mahkemenin bu gerekçelerine katılma imkanı bulunmadığı gibi, yapılan araştırma ve inceleme de hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki;
1. Kural olarak, müşterek veya iştirak halindeki mülkiyet durumunda, taşınmazı kullanan malikten diğer maliklerin ecrimisil talep edebilmesi için, taşınmazdan yararlanma iradelerini karşı tarafa iletmiş olmaları gerekir, paydaş olmayanlar arasında ise, intifadan men şartı aranmaz. Davalılar dava konusu taşınmazda paydaş olmadıklarından, Mahkemenin intifadan men şartı gerçekleşmediği gerekçesi ile ecrimisil talebini ret etmesinde isabet görülmemiş olup, davacı tarafın dava dilekçesinde tanık deliline dayandığı ancak Mahkemece davacı tarafa tanıkların bildirilmesi için 6100 sayılı HMK’nin 140/5 maddesine istinaden usulüne uygun süre verilmediği, bu haliyle tanık dinlenmeden yargılamanın sonuçlandırıldığı ve müdahalenin ne zaman başlayıp ne zaman sonlandırıldığı yönünde dosyada bir tespitin bulunmadığı anlaşılmakla, Mahkemece yapılması gereken iş, davacı tarafa tanıklarının bildirilmesi için süre ve imkan tanınması, davalıların müdahalesinin ne zaman başlayıp ne zaman sona erdiğinin ve davacı tarafın davalıların taşınmazı kullanmasına herhangi bir muvafakatının bulunup bulunmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti ondan sonra oluşacak sonuca göre ecrimisil talebi hakkında bir karar verilmesi iken yazılı ve yerinde olmayan gerekçeler ile ecrimisil talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
2. Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nin 331. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davanın konusuz kalması halinde hakim davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmeder.
Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece, dinlenen tanık beyanlarından müdahalenin dava açıldıktan sonra sona erdiğinin anlaşıldığı kanaatine varılarak dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulmuş ise de, dosyanın incelenmesinden davacı tarafından keşif harcı, bilirkişi ücretleri ve sair yargılama giderlerinin yapıldığı görüldüğü gibi, yargılama sırasında tanık dinlenmediği anlaşıldığından, az yukarıda yapılan açıklama çerçevesinde yapılacak inceleme neticesinde, davalıların müdahalesinin dava açıldıktan sonra sona erdiğinin anlaşılması halinde davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılardan alınmasına karar verilmesi iken, yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.