YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8151
KARAR NO : 2013/22414
KARAR TARİHİ : 09.12.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 29.11.2012 tarih ve 2010/539-2012/299 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların baba oğul olduklarını, dava dışı bankadaki müşterek hesaplarının bulunduğunu, bu hesaptan müşterek para çekebildikleri halde davalının tek başına müvekkilinden izin almaksızın şahsi harcamaları için 01/08/2004-02/12/2006 tarihleri arasında usulsüz ve haksız olarak para çektiğini, hesaptaki müvekkili payının ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı olarak şimdilik 6.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, davacının yargılama sırasında vefat etmesi nedeniyle davacının, davalı dışındaki mirasçıları tarafından dava takip edilmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ihtiyacı nedeniyle, 31.03.2007 tarihinde hesaptaki mevcut paranın yarısı olan, 4.480,00 TL’yi davacının bilgisi dahilinde sadece çektiğini, şayet davacı taraf hesabın 02.08.2004 tarihi itibariyle tasfiyesini istiyor ise o tarih itibariyle hesap bakiyesini yarısı ile müvekkilinin çektiği miktar arasındaki fazlalık olarak görünen 1.886,00 TL’yi iade etmeyi kabul ettiğini beyan ederek fazlaya ilişkin davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı alacağının talep edilen miktardan fazla olduğunun bilirkişi raporu ile saptandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının yargılama sırasında vefatıyla davalı çocuğu da dahil 4 mirascısının kaldığı ve eşit paylara sahip olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilen 6.000,00 TL’den davalının hissesine düşen 1.500,00 TL’nin mahsubu ile 4.500,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davalı dışındaki diğer davacı mirasçılara verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı ile davalı adına açılan dava dışı banka nezdindeki müşterek hesaptan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Dava dışı bankadan gelen 24/07/2007 tarihli belgeden, dava konusu hesabın 26/02/2007 tarihine kadar münferit kullanımlı ortak hesap olduğu, bu tarihten sonra davacının talimatı ile hesabın müşterek kullanımlı ortak hesaba dönüştürüldüğü anlaşılmakatadır. Münferid kullanımlı ortak hesap üzerinde, hesap sahiplerinden her biri, tek başına tasarruffta bulunma yetkisine haizdir. Davacı davada, 01/08/2004 ile 02/12/2006 tarihleri arasında davalı tarafından usulsüz para çekildiğini ileri sürdüğüne göre, belirtilen tarihlerde dava konusu ortak hesap, münferit kullanımlı olup, hesap üzerinde hem davacı hemde davalının münferiden tasarrufta bulunma yetkisi vardır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da hesap üzerinde tarafların münferiden tasarrufta bulunabilecekleri belirtilmekle 3. kişilere yapılan ödemelerde hesap sahiplerinin birlikte talimat vermeleri gerektiği, dava konusu dönemde 3. kişilere yapılan ödemelerle ilgili herhangi bir talimata rastlanılmadığından bahisle, bu ödemelerin usulsüz olduğu mütalaa edilmiştir. Ancak münferid kullanımlı ortak hesaplarda, hesap sahiplerinin tek başına tasarruf yetkisinin kapsamına, para çekme, havale, virman vs. işlemlerde girer. Bu itibarla, mahkemece anılan bu hususlar nazara alınmadan, dava konusu hesaptan 3. kişilere yapılan ödemelerin, usulsüz olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Ayrıca, davalı, eğer davacı, dava konusu hesabın 02.08.2004 tarihi itibariyle tasfiyesini istiyorsa bu tarih itibariyle hesaptaki bakiyenin yarısı ile 31.03.2007 tarihinde kendisinin çekmiş olduğu miktar arasındaki fazlalık olan 1.886,00 TL’sini iade etmeyi kabul ettiğini beyan etmiş olup, mahkemece de bu miktarın, davalı tarafından kabul edildiği gerekçesiyle, davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Ancak, Dairemizin bozma ilamında da belirtildiği üzere, davacının talebi dava konusu 02.08.2004 tarihi itibariyle tasfiyesine ilişkin olmadığı gibi kabul beyanın da kayıtsız, şartsız ve hukuki sonuç doğurucu nitelikte olmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, mahkemece, anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle de davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile karanın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 09.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.