YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5455
KARAR NO : 2013/9054
KARAR TARİHİ : 16.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili,, davalılar ile müvekkili arasında 31/03/2010 tarihli protokol gereği 112.000,00 TL değerinde senet verildiğini, değişik tarihlerde … adına … ili … ilçesi … Bankasına farklı tarihlerde 12.280TL, 17.500TL, 17.670TL, 36.400TL, 9.420TL, 16.100TL ve 3.130 TL halinde ödemeler yapıldığını, senet gereğince davalılar borcu bulunmamasına karşın müvekkili aleyhine 90.500 TL’nin ödendiği gerekçesiyle, geriye kalan kısım için Aliağa İcra Müdürlüğünün 2012/319 E sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi yapıldığını belirterek müvekkilinin Aliağa İcra Müdürlüğünün 2012/319 E sayılı dosyasına konu senetten dolayı davalılara borçlu olmadığının tespiti ile müvekkili lehine %40’dan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, 02/04/2012 tarihinde yapılan 17.500TL’lik havalenin davalı … ile aralarındaki başka bir işleme ilişkin olduğunu, 23/06/2010 tarihinde 16.100 TL’lik ödemede ilk taksit olarak 6.000 TL ödenerek toplamda 66.500 TL ödeme yapıldığını, burada fazla ödenen 1.500 TL’nin 112.500 TL’lik senede mahsup edilerek ödenmeyen 22.000TL’nin tahsili için icra takibi yapıldığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Davalı …, davacının daha sonraki taksitlerden 17.500 TL ve 4.500 TL’lik olmak üzere toplam 22.000 TL’lik borcunu ödemediği için bu miktarı davalı …’e veremediğini, davalı …’ün kendisini bu hususta sıkıştırması üzerine senetleri Güngör’e vermek durumunda kaldığını, banka dökümlerinde görülen 17.500 TL’lik ödemenin ise protokoldeki ödeme gününden önce davacı ile kendi aralarındaki başka mesele nedeniyle tarafına yapıldığını, bu ödemenin de eczanenin kar ortağı olduğu dönemde SGK’dan tarafına gelecek paya ilişkin olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere göre davacının ödeme iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı kısa kararda “Davanın REDDİNE, Aliağa İcra Müdürlüğünün 2012-319 E sayılı dosyasındaki takibin devamına, Davalılar aleyhinde kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, Sair hususların gerekçeli kararda gösterilmesine,” denildiği halde, gerekçeli kararda “Davanın REDDİNE, Aliağa İcra Müdürlüğünün 2012-319 E sayılı dosyasındaki takibin devamına, davalılar aleyhinde kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, İİK’nın 72/4 maddesi gereğince dava konusu alacağın %20’si oranında davalı taraf lehine davacının tazminata hükmedilmesine, tazminatın yatırılan teminattan karşılanmasına,” denilmiştir. Böylece tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulmuştur. Bu hal, HUMK.nun 381/2. (HMK m.298/2) maddesine aykırılık teşkil ettiğinden, 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 K sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.