YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9136
KARAR NO : 2013/22479
KARAR TARİHİ : 10.12.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/02/2013 tarih ve 2012/84-2013/59 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından yurtiçi karayolu taşıyıcı sorumluluk sigorta abonman poliçesi ile sigortalı bulunan emtianın davalı …’un araç maliki, taşıyan ve işleten sıfatına sahip olduğu, diğer davalının sevk ve idaresindeki araca yüklenerek taşınması sırasında 29.08.2010 tarihinde meydana gelen yangın sebebiyle hasar gördüğünü, 16.949,70 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, bu kapsamda davalılar aleyhine icra takibi başlatılmış ise de, itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, hasarın meydana gelmesinde müvekkillerinin hiç bir kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını, hasarın meydana gelmesine neden olan yangının araç seyir halinde iken dışarıdan atılan bir madde nedeni ile çıkmış olma ihtimalinin yüksek olduğunu, gerek ekspertiz raporunda gerekse de itfaiye raporunda da bu yönde tespitler yapıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve toplanan delillere göre, yangının davalı …’a ait diğer davalının sevk ve idaresindeki kamyonun kasasında meydana geldiği, yangının sebebinin tespit edilemediği, yüklerden hiçbirinin yangın başlatıcı özelliğe sahip olmadığının bilirkişi raporunda ve itfaiye yangın raporunda belirtilmesi karşısında malların sallanıp sürtünme sonucu kızışıp alevlenmesi ile yangının başlaması ihtimalinin olmadığı, yangının araçta meydana gelen herhangi bir arızadan ileri geldiğine dair bir tespitin ve delilin bulunmadığı, yangının, seyir esnasında başka bir araçtan atılan sigara sebebi ile çıkmış olabileceği yönündeki değerlendirmenin yerinde olduğu, bu durumda kamyondaki yangının davalıların kusurlarından kaynaklanmadığı, taşıyıcının yangının sonuçlarını önlemesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, yurtiçi taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında rucuen tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeler ile davanın esastan reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı ile dava dışı sigortalı arasındaki sigorta ilişkisi sorumluluk sigortasına dayanmakta olup, dava dışı sigortalının taşıma risklerinden doğabilecek sorumlulukları yük sahibine karşı teminat altına alınmıştır. Buna göre, somut olayda yük sahiplerine dava dışı sigortalının ödeme yaptığına dair dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belge bulunmamakta olup, sigortalı tarafından düzenlenen 08.11.2010 tarihli yazı ve 11.11.2010 tarihli taahhütname kapsamında, sigortalının mal sahiplerinden ve 3. kişilerden gelebilecek olan taleplerden dolayı sorumluluğu kabul etmesi üzerine davacı tarafça sigortalıya ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu şekilde yapılan ödemenin 6102 sayılı TTK’nun 1472. maddesi (Eski :TTK’nun 1301.maddesi) kapsamında halefiyet sonucunu doğuracak bir ödeme niteliğinde kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi, sigortalı ile davacı arasında düzenlenen ”Makbuz, İbraname ve Temlikname” başlıklı belgede, her türlü hak, alacak ve dava hakkının temlik edildiği belirtilmiş ise de, böyle bir temlik ancak riziko sebebiyle zarar gören 3. kişi tarafından yapılması halinde sonuç doğuracak nitelikte olup, yük ilgilisine ödeme yapmayan sigortalının bu yöndeki temlik iradesi sebebiyle davacının dava hakkı kazanması mümkün olmayacaktır. Buna göre, yük sahiplerine dava dışı sigortalı tarafından yapılan ödemelere ilişkin bilgi ve belgeler getirtilmeksizin ve davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde araştırılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.