YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7879
KARAR NO : 2013/22810
KARAR TARİHİ : 13.12.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 25. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24/12/2012 tarih ve 2011/210-2012/300 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı …’in müvekkili şirket nezdinde müşteri hesapları mevcut olup, aynı zamanda davalının kendi kontrolündeki Alternatif Aksesuar San. ve Tic. Ltd. Şti. ve Pera Turizm ve Tic. Ltd. Şti. ile birlikte müvekkili şirketin % 8 oranında payına sahip ortağı olduğunu, müvekkili şirketin eski çalışanı …i’nin müşteri hesaplarında usulsüzlük yapmak suretiyle müvekkiline zarar verdikten sonra 12.01.2003 tarihinde yurtdışına kaçtığını, …i tarafından zarar verilen 7 müşteriye müvekkilince ödeme yapılarak zararlarının giderildiğini, ancak diğer müşterilerden farklı davaranan davalının …i ile kurmuş olduğu ilişkileri gizleyerek zarara uğradığını iddia ettiği hesaplarla ilgili ekstreleri ihtarnameye rağmen müvekkiline vermediğini, davalının zararını müvekkiline bildirmesi beklenirken davalının uğradığı zararları belirten asılsız haberlerin başında çıktığını, SPK tarafından yapılan denetim sonrasında müvekkili şirketin faaliyetlerinin geçici olarak durdurulduğunu, müvekkili tarafından yapılan incelemede davalının dava dışı …i ile kurduğu ilişkiyi gizlemeye çalıştığı ve kendi kusuru ve varsa kendi kusurundan doğan zararlarını kötü niyetli ve haksız bir biçimde müvekkiline yüklemeye çalıştığının anlaşıldığını, davalı tarafından müvekkili aleyhinde açılan haksız davalar nedeniyle SPK tarafından müvekkili şirkete 2 trilyon lira tutarında karşılık ayırmak zorunluluğu getirildiğini, davalının haksız eylemleri nedeniyle SPK tarafından faaliyeti geçici olarak durdurulan müvekkilinin ayrıca pazar kaybı, fon yönetim ücretlerindeki gelir kaybı gibi nedenlerle zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik 500.000 TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı şirket yönetim kurulu murahhas üyesi ve genel müdürü …’i uzun yıllardan beri tanıdığını, …’in ısrarlı talep ve yönlendirmesi ile müvekkilinin ve ortağı olduğu şirketlerin yatırım işlemlerinin …’in yöneticiliğini yaptığı kurumlar aracılığı ile gerçekleştirdiğini, müvekkilinin aracı kurumda gerçekleştirilen usulsüzlüklerden haberdar olmadığını, davacının zarara uğradığını iddia ettiği eylemerle müvekkilinin bir ilgisi olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, davalının Anayasal bir hak olan şikayet hakkını kullanmasının hukuka aykırı bir fiil kabul edilemeyeceğinden davacının faaliyetlerinin SPK ve İMKB tarafından 15 gün süreyle kapatılması idari yaptırımında davalının hiçbir rolü ve katkısının olmadığı, tamamen idari bir yaptırım olan bu işlemde davalının neden olduğunun söylenemeyeceği, davacı şirket aleyhinde çıkan basın yayın haberlerinin davalı tarafından basına sızdırıldığı ve verildiğinin ispatlanamadığı, idari yaptırımlara tabi tutulan davacı şirketin bu doğrultuda faaliyetlerine geçici olarak ara verilmesine davalının bir katkısının olmadığı, kaldı ki davacı şirketi tarafından SPK’nun verdiği 25.02.2003 tarihli faaliyetin durdurulması kararının haksızlığı konusunda SPK aleyhinde hiçbir davanın da açılmadığı, haksız fiil sorumluluğunun hiçbir şartının gerçekleşmediği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 13/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.