Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/7449 E. 2013/22651 K. 11.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7449
KARAR NO : 2013/22651
KARAR TARİHİ : 11.12.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 24. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/12/2012 tarih ve 2012/254-2012/298 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, dava dışı Yıldızlar Deri ve Deri Mamülleri San. Tic. Ltd. Şti. ve bu şirketin ortaklarının deri işiyle uğraştıklarını beyanla müvekkilleri şirketten küçük miktarlı peşin alımlar yaptıklarını, bu şekilde güven tesis eden kişilerin önemli bir sipariş aldıklarını belirterek ve karşılığı davalı bankadan aldıkları çeklerle ödemek üzere 1.000.000 TL’lik sipariş verdiklerini, yüksek miktarlı talep karşısında basiretli bir şekilde hareket etmek isteyen müvekkillerinin şirketi bankaya sorduklarında ciddi araştırmalar yaptıktan sonra çek karnesi verdiklerini, şirket yetkilisinin sağlam bir kişi olduğunun ve şimdiye kadar hiçbir çeklerinin dönmediğinin beyan edildiğini, müvekkillerinin adı geçenleri alış veriş yaptıkları üçüncü kişiler nezdinde de araştırdıktan sonra 1.000.000 TL’lik alış veriş yapmalarının mümkün olmadığını beyan ederek 300.000 TL tutarında deri ve deri mamülleri verdiklerini, ancak aldıkları çekler karşılıksız çıktığı gibi Yıldızlar Deri ve Deri Mamülleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin paravan bir şirket ve yetkilisi Mustafa Yıldız’ın ise sicilli bir dolandırıcı olduğunun anlaşıldığını, adı geçenin karşılıksız çekleri nedeniyle Merkez Bankasına bildirim yapılmış olduğunu ve çek karnesi iade etmemekten kesinleşmiş mahkumiyetinin de bulunduğunu, icra takibinde şirkete tebligat yapmanın mümkün olmadığını, davalının düşük limitli kredi kartı bile verilmeyecek şahıslara sağlam müşteridir diyerek özen yükümünü ihlal ettiğini ileri sürerek, uğramış oldukları zarar için şimdilik 50.000 TL’nin olay tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, talebini 69.829 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davacıların zararlarını bankadan talep edebilmek için öncelikle çekte imzası bulunanlar yönünden tüm hukuki yolların tüketilmesi gerektiğini, bankanın çek verirken basiret ve ihtimamı gösterdiğini, ayrıca müşterinin Mustafa Yıldız değil şirket olduğunu, müvekkili bankanın, şirket ortaklarından birinin çek karnesi iade etmemekten sabıkası bulunduğunu tespit etmesinin de mümkün olmadığını, davacı tacirlerin basiretli davranmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketlerin deri ticareti ile uğraştığı, dava dışı Yıldızlar Deri ve Deri Mamulleri San ve Tic Şti.’nin kendisinden deri mamulü almak için başvurması üzerine meblağın da yüksek olduğu göz önüne alınarak kendince istihbarat incelemesi yaptığı ve özellikle Komderi A.Ş ile yaptığı görüşmelerde dava dışı firmanın güvenilir bir firma olduğunun kendisine telkin edilmesi üzerine ve kendi inisiyatifi ile dava dışı firma ile ticari ilişkiye girdiği ve 139.658,15 TL ‘lik mal sattığı, davalı … kurumunun ise dava dışı firmaya çek karnesi verirken gerekli araştırmaları yaptığı ancak dava dışı şirketin temsilcisinin karşılıksız çek, hırsızlık ve sahtecilikten sabıkasının bulunduğunu tespit ederek çek karnesinin verilmesini buna göre değerlendirmediği, bu durumda davalı bankaya daha az sorumluluk verilmesi gerektiği, taraflara eşit kusur verilmesinin hakkaniyete uygun olmayacağı, davalı şirket ortağı ve temsilcisi hakkında gerekli araştırmayı yapmamasından dolayı meydana gelen zararda davalının % 30 oranında kusurlu olduğu, davacının ıslah dilekçesi ile her ne kadar kusur oranı göz önüne alınarak talepte bulunulduğu beyan edilmiş ise de davacının kendi talebi ile bağlı olduğu ve dava konusu edilen miktar üzerinden kusur değerlendirmesi yapılarak karar verilebileceği, davacının dava dilekçesinde yasal faiz talebinde bulunduğu, ıslah dilekçesi ile avans faizi talep ettiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve 20.948,70 TL’nın, 14/03/2006 tarihinden ıslah tarihi olan 06/04/2009 tarihine kadar yasal faizi, bu tarihten itibaren ise avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece bozulmasına karar verilen ilk karar tesis edilmeden önce alınan bilirkişi raporunda tarafların zararın meydana gelmesinde %50 oranında sorumlu oldukları bildirilmiştir. Dairemizce mahkemece verilen red kararının bozulması üzerine bu kez mahkemece ilk celse davalı bankanın %30 oranında kusurlu olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Ancak, davalı bankanın kusur oranının tespiti bilirkişi incelemesini gerektirmekte olup, mahkemece bilirkişilerin farklı oran bildirmelerine rağmen yeni bir rapor alınmaksızın re’sen kusur belirlemesi doğru olmayıp, kararın mümeyyiz davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca, kabule göre de, davacı vekili dava dilekçesinde fazlaya dair haklarını saklı tuttuğunu bildirerek 50.000 TL talep etmiş, mahkemece bilirkişi raporu alınmasından sonra müvekkilinin uğradığı gerçek zararın 139.658,15 TL olup, davalının %50 kusurlu olması nedeniyle zararın %50 ‘sinin 69.829.00 TL olduğunu bildirerek kusur nispetinde davasını ıslah etmiştir. Bu durumda mahkemece, davalının %30 kusurlu olduğu kabul edildiğine göre toplam zararın %30 ‘una hükmetmek gerekirken ıslah edilen miktarın %30’una hükmedilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.118,95 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.