Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/15963 E. 2013/22684 K. 12.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15963
KARAR NO : 2013/22684
KARAR TARİHİ : 12.12.2013

MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.06.2012 gün ve 2009/193-2012/215 sayılı kararı bozan Daire’nin 01.07.2013 gün ve 2012/15911-2013/13928 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, “KLINGER” markasının 07/05/2004 tescil tarihli tescilli bir marka olduğunu, müvekkili şirketler ile davalı şirketin belirli bir meblağ üzerinde mutabık kalarak 1 Ocak 2008 tarihinde ticari marka sözleşmesi ve lisans sözleşmesi olmak üzere iki adet sözleşme imzaladığını, yapılan tüm çağrılara ve verilen sürelere rağmen sözleşme gereği müvekkili şirketlere ticari marka sözleşmesinden ve lisans sözleşmesinden doğan ve 2009 yılı Mayıs ayı sonuna kadar ödenmesi kararlaştırılmış meblağın ödenmediğini, davalı şirket tarafından ödenmesi gereken ancak ödenmeyen 2008 yılı lisans bedeli ve 2008 yılı ticari marka bedeli sebebiyle söz konusu iki sözleşmenin feshedildiğini, feshedilmiş olan sözleşmelere konu markanın davalı şirket tarafından kullanılmamasının gerektiğinin aksi taktirde hukuki ve cezai yollara başvurulacağının defaten davalı şirkete bildirildiğini, bu kullanımların Kartal 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/289 D.İş sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemesi ile tespit edildiğini, ileri sürerek KHK’nın 61. maddesinin a, b, ve c bendine göre marka sahibinin izni olmaksızın markayı kullanan davalının tecavüzünün men’ine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket ile davacılar …. ve … şirketleri arasında 01/01/2008 başlangıç tarihli beş yıl süreli Marka ve Lisans sözleşmeleri yapıldığını, davacıların dilekçelerinde iş bu sözleşmeden doğan ve 2009 yılı Mayıs ayı sonuna kadar ödenmesi gerekirken ödenmeyen lisans ve marka bedelleri sebebiyle sözleşmelerin fesh edildiğini, davacı şirketler tarafından müvekkili şirkete sözleşmenin feshine ilişkin olarak geçerli ve usulüne uygun tebliğ edilmiş hiç bir ihtarname olmadığını, sözleşmenin feshine dair dosyaya sunulan ihtarnameler, marka ve lisans sözleşmeleri ile birlikte incelendiğinde, iş bu ihtarları keşide eden şirketler ile müvekkili şirket arasında bir sözleşme olmadığının anlaşıldığı, davanın bu nedenle dayanaksız olduğunu, davacı şirketlerden lisans sözleşmesinin tarafı olan …’nin Türk Patent Enstitüsü nezdinde hiçbir lisansa sahip olmadığını, bu nedenle lisans hakkına ilişkin hiçbir talepte bulunamayacağını, marka sözleşmesinin tarafı olan Klinger A.G’nin müvekkili şirkete ulaşmış marka sözleşmesinin feshi ihbarına havi geçerli bir ihbarının bulunmadığını, ayrıca bu şirkete müvekkilinin borcunun bulunmadığını, feshedilmeyen marka ve lisans sözleşmelerinin halen geçerli olduğunu, sözleşmeye konu uyuşmazlıklarda yetkili mahkemelerin Zürich ve Viyana Mahkemeleri olduğunu, lisans sözleşmesinin geçerli olduğu kabul edilse dahi lisans sözleşmesine konu 11 adet lisansın ikisi haricinde kalanların TPE nezdinde lisans sürelerinin 2003 yılında sona erdiğini, hal böyle iken müvekkil şirket ile 2008 yılında iş bu lisansların sahibiymiş gibi sözleşme yapmanın hukuki olmadığını, buna rağmen müvekkil şirketin herhangi bir olumsuzluğa meydan vermemek için Klinger Lisansı ile yaptığı üretimi durdurarak kendi malı olan Yakacık markalı ürünlerle ticari yaşamına devam ettiğini, Klinger markasını da kullanmadığını, üretime yönelik çalışmalar sırasında internet sitesinde sehven unutulan Klinger markalarının da Kartal 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/289 D.İş sayılı tespit dosyasından tebliğ yapılmadan önce siteden kaldırıldığını,savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı şirkete 01.01.2008 tarihli sözleşmeler kapsamında ihtarname keşide edildiği,15.06.2009, 06.08.2009, 02.09.2009, 04.09.2009 tarihlerinde noter marifetiyle düzenlenmiş ihtarnamelerin keşidecisi ISTAG AG ZUG ve Klinger Holding Austria Gmbh şirketleri olduğu, davalı şirkete çekilen 19.10.2009 tarihli ihtarnamenin ise, … ile … şirketleri olduğu, davalı şirkete çekilen ilk dört ihtarnamenin lisans sözleşmelerinin tarafı olmadığı, bu bakımdan sözleşmeye taraf olmayan kişilerce bu sözleşmeye atıfta bulunarak çekilen ihtarnamelerin hukuken bir geçerliliğinin bulunmadığı, sözleşmelerin tarafı olan şirketler tarafından davalı şirkete çekilen 19.10.2009 tarihli ihtarname içeriğinin ise, fesih tehditi içeren ifadeler taşımakta olup sözleşmenin tarafı olarak sözleşmenin feshedildiğine dair kesin irade beyanı içermediğinden, TTK.nun ilgili hükümleri gereğince feshin gerçekleşmediği, bu ihtarnamenin davalıya fesih sonrasındaki yükümlülükleri hatırlatan ve fesih tehdidi içeren ihtarname olduğu, geçerliliği sona ermeyen lisans sözleşmesi çerçevesinde davalının markaya tecavüzünden sözedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 01.07.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 50,45 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK’nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 219,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 12.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.