YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/4403
KARAR NO : 2020/685
KARAR TARİHİ : 14.01.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 6136 sayılı Yasaya aykırılık, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Sanık … hakkında 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanık …’in sübuta ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar …, … ve … hakkında görevli memura direnme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Görevi yaptırmamak için direnme suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bunun dışında, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunulması durumunda görevli memurların, bireysel özgürlüğü ve beden bütünlüğünü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Kamu görevlisinin kendisine verilen görevi yerine getirmesini engellenmesine karşı yasal düzenlemeyle görevli memura yönelik koruma sağlamaktadır. TCK cebir terimi maddi ve manevi zorlamayı içermektedir. Maddi cebir yaralama suçu oluşturacak şekilde bir şiddet içerdiği, şiddetin de bireye yönelik fiziksel güç kullanılması olarak tanımlandığı kabul edilmektedir. TCK.nın 265/1. maddesinde tanımlanan cebir öğesi, görevini yerine getirmeye çalışan kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında olmalıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olayımızda; Sanıkların aşamalardaki savunmalarında, üzerine atılı suçlamayı kabul etmemeleri, olay tutanağı ve yakalama tutanağında, görevlileri tehdit eden kişinin kaçmak suretiyle hakkında işlem yapılamadığı, sanıkların bu şahsın kaçmasına yardım ettikleri ileri sürülmüş olması karşısında; şikayetçiler ve tutanak mümzilerinin celp edilerek, tehdit, darp ve cebir eylemlerinin nelerden ibaret olduğu, hangi sanık tarafından kime karşı, hangi söz ve eylemlerle işlendiği şikayetçi ve tanıklara, duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklattırılarak sanıkların hukuki durumlarının tayini gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmedilmesi,
Yasaya aykırı, sanık …, … ve …’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 14.01.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.