Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2020/302 E. 2020/2791 K. 24.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/302
KARAR NO : 2020/2791
KARAR TARİHİ : 24.02.2020

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait beton santralinde 05/04/2003-13/02/2014 tarihleri arasında kesintisiz olarak mikser operatörü olarak aylık net 2.350,00 TL ücretle çalıştığını, davacının …. İş Mahkemesi’nin 2013/796 Esas sayılı dosyasında başka bir arkadaşı tarafından tanık olarak gösterildiğini, davacının 30/01/2014 tarihinde tanık olarak dinlendiğini, ardından davalı işverenin davacıyı 13/02/2014 tarihinde işbaşı yaptırmadığını, bunun sebebi olarak da mikserin başka bir santrale gönderilmesi olarak gösterildiğini, gerçekte ise davacının Mahkeme’de tanık olarak beyandan bulunmasından dolayı davacının çalıştırılmadığını ileri sürerek, kıdem, ihbar tazminatları ile ücret, fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının aylık net 1.091,00 TL ücretle çalıştığını, 29/01/2014 tarihinde 1 günlük istirahat raporu aldığını, 30/01/2014 tarihinde …İş Mahkemesi’nin 2013/396 esas sayılı dosyasında tanık olarak beyanda bulunduğunu, 31/01/2014 tarihinde de yıllık izne ayrıldığını, davacının izin bitiş tarihi olan 14/02/2014 tarihinde işe gelmediğini, buna ilişkin tutanakların tanzim edildiği ve davacının işe gelmemesine ilişkin mazeretini bildirmesi için kendisine ihtarname gönderildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, iş akdinin davalı işveren tarafından kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirir şekilde haksız olarak fesih edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizce bozulmuştur.
Bozma ilamında özetle;
“Mahkemece, matbu olarak düzenlenen ve içeriğinden de fesih tarihinden sonra düzenlendiği açıkça anlaşılamayan geçersiz belgeye değer verilerek davacının ilk çalışma döneminin hizmet süresinden dışlanması hatalıdır.
Mahkemece yapılacak iş, bilirkişiden ek rapor alarak davacının ilk dönem çalışmasının aynı işverende geçen sonraki hizmet süresine eklenerek talep konusu işçilik alacaklarını hesaplatmak ve sonucuna göre bir karar vermektir.
Davalı tarafından dosyaya “izin belgesi” başlıklı bir kısım imzalı belgelerin sunulduğu görülmüştür. Anılan belgelerde izinlerin başlama ve bitiş tarihleri bulunmakla birlikte, dosya içeriğine göre izinlerin fiilen kullanılıp kullanılmadığı belirsiz olduğu gibi izinlerin yıllık ücretli izin belgesi olup olmadığı da anlaşılamamaktadır.
Mahkemece, anılan izin belgeleri davacı asile gösterilip diyecekleri sorularak, belgelerde gösterilen tarihler arasında davacının yıllık ücretli izin kullanıp kullanmadığı belirlenerek bir karar verilmesi gerekirken, gerekçesi de açıklanmaksızın eksik inceleme ile yıllık izin ücreti talebinin reddine karar verilmesi hatalıdır.
Fazla çalışmaların aylık ücret içinde ödendiğinin öngörülmesi ve buna uygun ödeme yapılması halinde, yıllık 270 saatlik fazla çalışma süresinin ispatlanan fazla çalışmalardan indirilmesi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, fazla mesai ücreti açısından, dosyada mevcut taraflar arasında düzenlenen 05.12.2008 tarihli iş akdinde fazla mesai ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. O halde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yıllık 270 saatlik/aylık 22,5 haftalık 5,2 saatlik fazla çalışma süresinin ispatlanan fazla çalışmalardan indirilmesi isabetsizdir.
Dava kısmi eda külli tespit talepli belirsiz alacak davası niteliğinde olup, kıdem tazminatına fesih tarihinden itibaren faiz işleyeceği yasa gereği olmakla bu durum sonuca etkili değilse de, hüküm altına alınan ihbar tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücretleri yönünden dava ve talep artırımı ayrımı yapılarak faize karar verilmesi gerekirken, bu alacakların tamamına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.” gerekçeleri belirtilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmuş ve yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Bozmadan sonra verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı işçinin hak ettiği yıllık ücretli izinlerini kullandığı davalı işveren tarafından yazılı belgeyle kanıtlanmak zorunda olup, davalı işverence dosyaya bu yönde yıllık izin belgesi sunulmamıştır. Bozma kararı sonrasında dinlenen davacı asılın, işyerinde yıllık izinlerin kullandırılmadığına yönelik açıklamaları da birlikte değerlendirildiğinde davalı işveren davacının yıllık ücretli izinlerini fiilen kullandığını kanıtlayamamıştır. Buna göre, davacının ücretli yıllık izin kullanmadığı kabul edilerek yıllık izin ücreti alacağının hüküm altına alınması gerekirken, bir kısım yıllık izinlerin işverence kullandırıldığının kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
3-Mahkemece bozma öncesi ilk kararda 1087,28 TL ulusal bayram genel tatil ücretine hükmedilmiş, bu alacak yönünden Dairemizce bir bozma yapılmamış, alacak miktarı bozma kapsamı dışında kalarak davacı lehine usulü kazanılmış hak oluşturmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararda ise 630,16 TL ulusal bayram genel tatil ücretine hükmedilmiştir. Bu durum, bozmaya uyulmakla davacı lehine oluşan usulü kazanılmış hak ilkesinin ihlali olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.