YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/16721
KARAR NO : 2020/11030
KARAR TARİHİ : 08.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Şantaj, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
A-Sanık hakkında şantaj suçundan verilen mahkumiyet hükmünün temyizinde;
1-TCK’nın 107/1. maddesinde düzenlenen şantaj suçunun maddi unsuru, sanığın yapmaya hakkı olan şeyi yapacağından veya yapmaya yükümlü olduğu bir şeyi yapmayacağından söz ederek bu durumları mağdur üzerinde baskı aracı olarak kullanıp haksız bir çıkar elde edilmesidir.
Somut olayda, sanığın katılanın iş yerine giderek katılanı dışarı çağırdığı, cebinden bıçak çıkartarak katılana “sen bu kadınla görüşmeyeceksin, ben onu seviyorum, onun için her şeyi yaparım, seni burada geberteyim mi, bir daha bu kahveye gelmeyeceksin, seni gördüğüm yerde sinkaf edeceğim, …’un peşini bırakmazsan senin ananı ve bacını da sinkaf ederim, seni öldürürüm, g..nü de kurtaramazsın seni her türlü harcarım” sözleriyle tehdit etiğinin kabul edilmesi karşısında; sanığın eyleminin TCK’nın 106/2-a maddesinde düzenlenen silahla tehdit suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan, “sanığın bu tehdit sözlerinin katılan …’ın tanık… ile görüşmemesi şartına bağlı olduğundan şantaj suçunun oluştuğu” şeklinde yerinde görülmeyen gerekçeyle sanığın şantaj suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,
2-Sanık hakkında şantaj suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde tayin olunan gün adli para cezasının bir gün karşılığı olarak gösterilen miktarın takdirinde uygulanan Kanun maddesinin karar yerinde gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
B-Sanık hakkında her iki suç yönünden yapılan incelemede;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03/04/2018 tarih, 2014/851 Esas ve 2018/144 Karar sayılı kararı uyarınca, “Aynı yargı çevresindeki ceza infaz kurumunda başka bir suçtan hükümlü olarak bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15/11/2018 tarih, 2018/339 Esas ve 2018/536 Karar sayılı kararı uyarınca farklı yargı çevresindeki ceza infaz kurumunda başka bir suçtan hükümlü olarak bulunan, asıl mahkemesince yapılan sorgusu sırasında duruşmadan bağışık tutulma isteğinde bulunmayan sanığın Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünü bildirdiği ve hükmün açıklandığı son oturumda hazır bulundurulmayıp yokluğunda yargılama yapılarak mâhkumiyetine karar verilmesi savunma hakkının sınırlandırılması niteliğinde olduğu” şeklindeki kararları uyarınca, karar tarihinde başka suçtan Orta(Kapatılan) K2 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü olan ve duruşmalardan vareste tutulmaya dair bir talebi de bulunmayan sanığın kısa kararın okunduğu oturuma getirtilmeyerek savunma hakkının kısıtlanması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 196. maddesine aykırı davranılması,
2-Kabule göre de;
Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararının gözetilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 08/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.