YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/20414
KARAR NO : 2014/17033
KARAR TARİHİ : 12.05.2014
İTİRAZ
Hırsızlık suçundan sanık hakkında yapılan duruşma sonunda; İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 22.09.2008 tarih 2002/997-2008/406 sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 15.10.2012 tarih ve 2011/17332-2012/21562 sayılı ilamı ile sanığın kendisine zorunlu müdafii atandığından haberdar olmaması ve hükmün müdafii tarafından süresinden sonra temyiz edilmesi sebebiyle kararın gerekli ihtaratları taşıyacak şekilde sanığa yeniden tebliğe çıkarılması için dosyanın iadesine karar verildiği, gerekçeli kararın sanığın mernis adresine 14.12.2012 tarihinde tebliğine rağmen sanığın temyiz dilekçesi vermemesi üzerine Dairemizin 04.03.2013 tarih ve 2013/4386-4938 sayılı ilamı ile sanığın hükmü süresinde temyiz etmemesi nedeniyle sanık müdafiinin temyiz talebinin reddine karar verildiği, bu karara karşı, sanık müdafiilerinin 22.07.2013, 30.09.2013, 24.02.2014 tarihli dilekçeler ve ekine ekledikleri belgeler ile sanığın 30.10.2012 tarihinden itibaren mernis adresini değiştirdiği, bu yüzden 14.12.2012 tarihinde sanığın adresine yapılan tebliğin usulüne uygun yapılmadığından bahisle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na sanık lehine itiraz hakkının kullanılması için başvuruda bulunulduğu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 24.04.2014 tarih ve KD-…. sayılı yazısı ile özetle, sanığın 30.12.2012 tarihinden itibaren mernis adresinin değiştiği, bu sebeple 14.12.2012 tarihinde sanığın eski mernis adresine yapılan tebliğin usulüne uygun olmadığı kabul edilip temyizin reddi kararının kaldırılarak İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 22.09.2008 tarih 2002/997-2008/406 sayılı hükmün esastan incelenmesine karar verilmesi yönünde itiraz talebinde bulunulması üzerine dosya Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargıtay C.Başsavcılığının 24.04.2014 tarih ve KD-…. sayılı itiraz istemi yerinde görülmüş olduğundan Dairemizin 04.03.2013 tarih ve 2013/4386-4938 karar sayılı temyiz isteminin reddi kararı kaldırılarak yeniden yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükümlerin önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, anılan Yasanın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu; sanığın azmettirmesiyle olay tarihinde Gece vakti … ve …’ün müşteki ….’a ait işyerinin muhkem olan kapı kilidi ve camını kırarak işyerinden pek fahiş değerde bilgisayar parçaları aldıklarının anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin 765 sayılı TCK’nın 64/2, 493/1, 522 (pek fahiş) ve 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143, 116/2-4, 119/1-c, 151/1 maddelerine uyduğu gözetilip, mala zarar verme suçu ile ilgili uzlaşma hükümleri de değerlendirilerek sonucuna göre, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nın ilgili maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan Yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden sanık hakkında hüküm kurulmuş ise de; Y.C.G.K.’nın Dairemizce de benimsenen 22.01.2013 günlü, 2012/1142 esas ve 2013/ 17 karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, TCK’nın 119. maddesi kapsamında nitelikli konut dokunulmazlığını bozma suçu, CMK’nın 253/1. fıkrası “b” bendi 3. nolu alt bendi kapsamı dışında bulunduğundan ve sanık hakkında TCK’nın 119/1-c maddesinin uzlaşma hükümlerine tabi olmayıp bu suç yönünden de lehe yasa değerlendirilmesi yapılırken hüküm kurulması gerektiği de nazara alınarak, sanık hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması, yapılan uygulama göre her durumda 765 sayılı TCK lehe olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre sanık … müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükmün tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA, 12.05.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.