YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14777
KARAR NO : 2016/21712
KARAR TARİHİ : 06.12.2016
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, ücret farkı, ikramiye alacağı ve ödenmeyen sosyal hak alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının asıl işveren davalı …Ş.’nin işvereni olan dava dışı alt işveren olan…Rehberlik ve Müşteri Hiz. A.Ş. Firmasının … … yakası şubesinde çağrı merkezi biriminde çalıştığını, son altı ay içinde bilgi yönetimi bölümünde çalıştığını, bilgi yönetimi bölümünün başlı başına… şirketinin asli işi olduğunu, davacının asgari ücretle çalıştırıldığını, daha düşük ücretler almakta ve sosyal haklardan faydalanamadığını, Türk Telekom şirketinde çalışan müşteri danışmanlığı hizmeti gören işçilerin yılda en az 3-4 ikramiye aldıklarını, daha fazla ücret aldıklarını, sosyal yardım ve haklardan faydalandıkları, işçiler ve davacının arasındaki eşitsizliğin giderilmesi gerektiğini ileri sürerek, fark ücret,ilave tediye,ikramiye,yemek bedeli,vardiya prim,altıncı gün prim,ulusal bayram genel tatil ücreti,giyecek yardımı alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirkete karşı 2010 yılından bu yana… … A.Ş personeli tarafından yüzlerce dava ikame edildiğini, müşteri istek ve şikâyetlerinin ilgili firmalara aktarılması tipik büro işlerinden olduğunu, keza, bilinmeyen numaralar hizmetinin “iletişim” ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını, … A.Ş’de çalışan işçilerin istihdam şekline bakıldığında yürütülen işin “büro” işi olduğu açıkça ortada olduğunu, …’nin davalı şirketin yanı sıra … …. Eğitim ve Bilgi… Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme A.Ş. (e-devletle ilgili bilgilendirme) ve … …. gibi kuruluşlara da rehberlik, danışmanlık “Çağrı Merkezi” hizmeti verdiği hususları karşısında davalı şirket ile … arasındaki ilişkinin muvazaaya dayandığını ileri sürmenin herhangi bir yasal dayanağı bulunmadığını, davacının geçerli bir Sendika üyeliğinden bahsedilemeyeceğine göre davalı Şirketle bağıtlanmış Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinden yararlanması da yasal anlamda mümkün olmadığını, davacının, davanın açıldığı tarihten 5 yıl öncesi ilişkin alacak talepleri zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece toplanan deliller,tanık beyanları,bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde; Yargıtay 9.H D 2012/18727 E- 2012/26716 K sayılı ilamı ile dava dışı … Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri A.Ş.nin ”Ticaret … Sanatlar” işkoluna girdiğinin tespitine karar verildiği,Yargıtay 7 H.Dnin 14.04.2013 tarihli 2013/2186 E-2013/6525 K sayılı ilamı ile,Yargıtay 22 H.Dnin 16.01.2014 tarihli 2013/37116E ve 2014/244 K ilamları ile davalı ile dava dışı … Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri A.Ş. Arasındaki alt işverenlik ilişkisinin muvazzalı olmadığının tespit edildiği,davalı ile dava dışı … Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri A.Ş. ayrı iş kolunda faaliyet gösterdiği tespit edilmiş olup, bu davada güçlü delil niteliğinde olan önceden verilen yargı kararları da dikkate alındığında faaliyet ve uzmanlık alanları farklı şirketler arasında çağrı merkezi hizmeti sözleşmesinin muvazaalı olmadığı anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında davalı ve ihbar edilen şirket arasındaki alt işveren asıl işveren ilişkisinin muvazaalı olup olmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece Yargıtay’ın emsal kararlarına atıfla davalı ve ihbar edilen … Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri A.Ş arasında muvazaalı ilişki olmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin önceki kararlarında (16.05.2012 Gün, 2012/11821 Esas, 2012/17360 Karar) ve aynı yönde Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin (03.11.2011 Gün, 2011/1609 Esas, 2011/3808 Karar) sayılı kararlarında muvazaa kabul edilmişti. Ancak …’nın … Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri A.Ş. ve ilgili sendikalar ile … ve …ığı iş kolu tespiti davası dairemizin 05.07.2012 gün, 2012/18727 Esas, 2012/26716 Karar sayılı kararıyla sonuçlandırılmış ve “….Türk Telekom A.Ş. ile … Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri arasında imzalanan … Merkezi İletişim sözleşmesine göre danışmanlık, rehberlik ve çağrı merkezi işinin yapılıyor olması, çağrı merkezi hizmetinin telekomünikasyon hizmeti dışında kalan ve bu sektöre özgü olmayan bir hizmet türü olması gibi hususlar dikkate alındığında, mahkeme kararının bozularak, şirkete ait belirtilen iş yerinde yapılan işlerin İşkolları Tüzüğünün 17 sıra numaralı “…” iş koluna girdiğinin tespiti ile” davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, iş kolu tespitine dair verilen son Yargıtay ilamına göre uyuşmazlığın çözümü gereklidir. Dolayısıyla … kayıtları ve dosya içeriğine göre davacının hizmet süresi 12.12.2008-31.05.2014 tarihleri arası olduğu dikkate alındığında 05.07.2012 tarihinden önceki çalışması için davalı iş yerinde ilişkin Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin (16.05.2012 Gün, 2012/11821 Esas, 2012/17360 Karar) ve aynı yönde Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin (03.11.2011 Gün, 2011/1609 Esas, 2011/3808 Karar) sayılı kararlarında muvazaa kabul edildiği de göz önünde bulundurularak davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığının tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek tespit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davacının … süresi dikkate alınmadan eksik ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması hatalıdır.
3-Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve… Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden sözedilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta davacı ulusal bayram genel tatil ücreti, prim alacaklarını da istemiş olup, mahkemece bu alacakların reddedilme gerekçesi kararda tartışılmamıştır. Gerekçesiz karar yazılması, adil yargılanma hakkının ihlali olup, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 06.12.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.