YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/8968
KARAR NO : 2017/38
KARAR TARİHİ : 09.01.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
1-)Suça konu belgedeki katılan adına atılan imzanın katılan …’ya ait olmadığının bilirkişi raporlarıyla anlaşılmasına karşın, bu imzaların sanıkların eli ürünü olup olmadığı yönünde bir tespit yapılmadığından; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, suça konu belgedeki katılan imzasının sanıkların eli ürünü olup olmadığı bilirkişi aracılığıyla tespit ettirilip, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayininin gerektiğinin gözetilmemesi,
2-)Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğu cihetle; özel belgede sahtecilik suçuna konu ve İzmir 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/107 esas numaralı dosyası kapsamında aslı gibidir şeklinde onaylandığı belirtilen 10.10.2008 tarihli belgenin celp edilip incelenmek suretiyle özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve denetime olanak verecek şekilde belge aslının dosya içine konulması, iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığının kararda tartılışıp değerlendirildikten sonra sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde beraatlerine hükmolunması,
3-)Anonim şirketlerin genel kurul toplantı ve karar yeter sayısını düzenleyen 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 372. maddesinde “Umumi heyetler bu kanunda veya esas mukavelede aksine hüküm bulunan haller hariç olmak üzere şirket sermayesinin en az dörtte birini temsil eden pay sahiplerinin huzuriyle toplanırlar, ilk toplantıda bu nisap hasıl olmadığı takdirde tekrar toplantıya davet edilirler, ikinci toplantıda hazır bulunan pay sahipleri, temsil ettikleri sermayenin miktarı ne olursa olsun, müzakere yapmaya ve karar vermeye salahiyetlidirler.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak, sanıkların ve katılanın şirketteki konum ve yetkileri ile pay oranlarının ticaret sicilinden sorulup, şirket ana sözleşmesi de bu yönden incelenerek, katılanın belirtilen dönemde genel kurullara katılma zorunluluğu ve yokluğunda karar alınabilmesinin mümkün olup olmadığı belirlenerek, eylemin faydasız sahtecilik yönünden de değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 09.01.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.