Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/2155 E. 2017/3011 K. 06.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2155
KARAR NO : 2017/3011
KARAR TARİHİ : 06.03.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mülkiyetin Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen… ada…parseldeki iki katlı evin vekil edenine ait olduğunu, davalıların bu ev ile bir ilgilerinin bulunmadığını açıklayarak, davaya konu evin mülkiyetinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … Taş vekili, taşınmazın, murisleri …’na ait olduğunu, dava konusu parselin geldi kayıtlarının incelenmesi ile bu hususun sabit olacağını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, davalı … vekili, davaya konu evin 30-35 yıl önce yapıldığını, o tarihlerde tapu maliki kim ise, evin de ona ait olması gerektiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini istemiş, diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
Her ne kadar Mahkemece; Davacının, dava konusu taşınmazdaki hissesini 18.07.2012 tarihinde satış yoluyla edindiği, dinlenen tanık beyanlarına göre, dava konusu evi davacının babası olan … ile O’nun gayri resmi eşi olan …’ın yaptırdıkları, davacının evin yapımında herhangi bir rol almadığı, dolayısıyla dava konusu evin davacı tarafından yaptırılmadığının sabit olduğu, taşınmazda paydaş olan davacının da, başka bir kişi tarafından hak iddia edilmediği müddetçe, yapının mülkiyetine payı oranında sahip olduğu, ayrıca bir mülkiyet tespitine gerek olmadığı, bunun yanı sıra eda davası açılabilecek hallerde tespit davası açılmasının da mümkün olmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu gerekçesine katılma imkanı bulunmadığı gibi, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme de hüküm vermeye yeterli değildir.
Bilindiği üzere; paylı ya da elbirliği mülkiyetine konu olan taşınmazlar üzerinde bulunan muhdesat; pay sahiplerinden biri tarafından meydana getirilebileceği gibi, pay sahibinin bayii ya da miras bırakanı tarafından da meydana getirilmiş olabilir. Muhdesatın, davacı pay sahibi tarafından meydana getirilmesi durumunda, muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verileceği gibi, davacı pay sahibinin bayii ya da murisi tarafından meydana getirilmesi durumunda da muhdesatın davacıya aidiyetine karar verilmesinde bir duraksama bulunmamaktadır. Somut olayda; davaya konu muhdesatın, davacının babası … ile …’nin gayri resmi eşi … tarafından yapıldığı mahkemenin de kabulündedir. Davacı vekili, temyiz dilekçesinde …’nin gayri resmi eşi …’ın davacının annesi olduğunu beyan ettiği gibi, dosya içerisinde bulunan davacıya ait nüfus kaydından da davacının anne adının… olduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca, dosya içerisinde bulunan tapu kayıtlarından ve dinlenen tanık ifadelerinden, davaya konu parselde iki ayrı evin bulunduğu ve bu evler üzerinde davacının ve tapu pay maliklerinden … mirasçılarının ayrı ayrı hak iddiasında bulundukları anlaşılmakta ise de, Mahkemece, gerek icra edilen keşif sırasında gerekse de tanık beyanlarının alınması sırasında bu hususun açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, Mahkemece yapılması gereken iş; muhdesatı meydana getirdiği Mahkeme’nin de kabulünde olan …’ın, davacının annesi olup olmadığına ilişkin kayıtların dosyaya ibrazı için davacı tarafa süre ve imkan verilmesi, dava konusu parsel başında yapılacak keşif ve HMK’nun 259/2 maddesine istinaden keşif mahallinde dinlenecek tanıklar ile; davacı ve bir kısım davalıların ayrı ayrı, murisleri tarafından meydana getirildiklerini iddia ettikleri farklı yapıların bulunup bulunmadığının, bulunuyor ise davacı tarafından dava konusu edilen yapının hangisi olduğunun, bu yapının kim tarafından ve ne zaman meydana getirildiğinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti, oluşacak sonuca, toplanmış ve toplanacak delillere göre hüküm tesisi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla ve yanılgılı gerekçelerle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 06.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.