YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/12072
KARAR NO : 2019/19507
KARAR TARİHİ : 24.10.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında mağdur …’a yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin temyiz nedenlerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Olayın başlangıç aşamasını gören tanık bulunmamasına, tarafların beyanlarında karşılıklı olarak ilk önce diğer tarafın kendisine hakaret ve tehdit ettiğini iddia etmelerine, olayın hangi tarafın haksız hareketi ile başladığının anlaşılamamasına göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4 – 238 Esas – 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede (1/4) oranında uygulanmasının gerektirdiğinin gözetilmemesi,
b) İddianamede TCK’nin 86/1. maddesinin uygulanması istenmemiş olmasına rağmen, 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı verilmeden, kurulan hükümde iddianamede gösterilmeyen TCK’nin 86/1. maddesinin uygulanması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
2) Sanık … hakkında mağdur …’a yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik sanığın temyiz nedenlerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Olayın başlangıç aşamasını gören tanık bulunmamasına, kavganın hangi tarafın haksız hareketi ile başladığının anlaşılamamasına göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4 – 238 Esas – 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29.maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede (1/4) oranında uygulanmasını gerektirdiğinin gözetilmemesi,
b) İddianamede TCK’nin 86/1. maddesinin uygulanması istenmemiş olmasına rağmen, 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı verilmeden, kurulan hükümde iddianamede gösterilmeyen TCK’nin 86/1. maddesinin uygulanması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
c) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 24.10.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.