YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/12428
KARAR NO : 2019/6387
KARAR TARİHİ : 10.12.2019
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 10.12.2019 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat… ile temyiz edilen davacı vekili Avukat …geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, ehliyetszilik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan …’nun 4321 parsel sayılı taşınmazda yer alan 7 nolu bağımsız bölümünü kızı olan davalı …’e satış suretiyle temlik ettiğini, mirasbırakanın temlik tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığını, davalı kızının kandırması sonucu dava konusu temliki gerçekleştirdiğini, işlemin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kaydının miras payı oranında iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuş, yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
Mahkemece, mirasbırakanın işlem tarihinde hukuki ehliyetinin bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece; “.. hukuki ehliyet yönünden elde edilecek raporların 2659 sayılı Yasanın 7. ve 16.maddeleri gereğince Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesine ait olacağı tartışmasızdır. Oysa mahkemece, tek tabip raporu ile iktifa edilerek neticeye gidilmiştir. Buna göre, hukuki ehliyet yönünden yapılan araştırmanın hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez. Diğer taraftan, kabule göre de, hukuki ehliyetsizlik yanı sıra muris muvazaası iddiasında da bulunulmuş olup bu iddia bakımından tarafların delilleri toplandığı halde bir değerlendirme yapılmaksızın sonuca gidilmiştir. Hal böyle olunca, öncelikle kamu düzeni ile ilgili olması bakımından mirasbırakanın akit tarihinde hukuki ehliyete haiz olup olmadığının, yukarıda değinilen yasal düzenlemeler de gözetilmek suretiyle tespit edilmesi, ehliyetli olduğunun anlaşılması halinde muris muvazaası iddiası üzerinde durularak bir karar verilmesi gerekirken eksik tahkikatla yetinilmek suretiyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir..” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda gerekçesiz olarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. Maddesinde, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.”; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun(TMK) 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde yer alan hükümlerle, açılmış bir davada ispat yükünün kural olarak davacıya yüklendiği tartışmasızdır.
Somut olaya gelince, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulundan alınan rapor neticesinde mirasbırakanın akit tarihinde ehliyetli olduğu saptanmıştır. Ne var ki, dinlenen tanık beyanlarından muvazaa olgusunun varlığı saptanamamış, temlikin muvazaalı olarak ve mal kaçırma kastı ile yapıldığı iddiası kanıtlanmış değildir.
Ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 240/2. maddesindeki ikinci tanık listesi verilemeyeceği yönündeki düzenlemeye aykırı olarak davacı tarafından bildirilen ikinci tanık listesindeki tanıklar … ve …’in dinlenilmesi isabetli olmamıştır.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Kabule göre de bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesine aykırı hüküm tesisi de isabetsizdir.
Davalının değinilen yönlerden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 2.037.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.12.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.