YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/5074
KARAR NO : 2019/37208
KARAR TARİHİ : 14.11.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mühür Bozma ve 5015 sayılı Kanunlarına muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık hakkında 5015 sayılı Yasaya muhalefet ve mühür bozma suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde, 19/10/2011 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna ve mühür bozma suçu açısından da Belediye Başkanlığına tebliğ edilmeden 22/11/2011 tarihinde kesinleştirildiği, sonrasında sanığın 26/02/2014 tarihinde işlediği tehdit suçu nedeniyle verilen 900 TL adli para cezasına ilişkin hükmün 30.10.2014 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın açıklanması için mahkemesine bildirimde bulunulduğu, bunun üzerine sanık hakkında verilen önceki hükmün açıklanmasına karar verilerek temyize konu hükmün kurulduğu anlaşılmakla,
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği nazara alındığında, sanığın eylemlerinin 5015 sayılı Yasaya muhalefet ve mühür bozma suçlarını oluşturduğu, 5015 sayılı Yasaya muhalefet suçundan doğrudan zarar görenin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, mühür bozma suçu açısından ise ilgili Belediye Başkanlığı olduğu, bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 19.10.2011 tarihli hükme yönelik anılan kurumların itiraz haklarının bulunduğu, ancak söz konusu kararın suçtan zarar gören kurumlara tebliğ edilmediği için henüz kesinleşmediği ve sanık hakkındaki denetim süresinin de başlamadığı, dolayısıyla sanığın 26/02/2014 tarihinde işlediği suç nedeniyle verilen mahkumiyet kararının kesinleşmesi üzerine yapılan bildirim sonucunda sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi yasaya aykırı ise de;
Suç tarihinde yürürlükte buluna 5237 sayılı TCK’nun 66. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendine göre atılı suçlar için asli dava zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, zamanaşımını kesen en son işlem olan sanığın savunmasının alındığı 20/09/2011 tarihinden itibaren 8 yıllık asli dava zamanaşımının temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, anılan maddeler uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddesine göre DÜŞÜRÜLMESİNE; dava konusu kaçak eşyanın 5607 sayılı Yasanın 13/1. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı TCK’nun 54/4. maddesi gereğince MÜSADERESİNE, 14.11.2019 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık … hakkında, 5015 sayılı Yasaya aykırılık ve mühür bozma suçlarından kurulan hükümlerin, sanık tarafından temyizi üzerine sayın çoğunluğun bozma ve zamanaşımı nedeniyle düşmeye ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 19.10.2011 tarihli kararın suç tarihi itibariyle suçtan zarar gören ve yokluğunda karar verilen Enerji Piyasası Denetleme Kurumu ve Belediye Başkanlığı’na gerekçeli karar tebliğ edilmeden 22.11.2011 tarihinde kesinleştirildiği, yoklukta verilen kararın tebliğ edilmemesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 19.10.2011 tarihli kararın usulüne uygun olarak henüz kesinleşmediği, kesinleştiğinin kabulü ile denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediğinden bahisle dosya ele alınarak hükmün açıklanmasına ilişkin verilen 04.03.2015 tarihli kararın hukuki değerden yoksun yok hükmünde olması nedeniyle temyizi kabil bir karar niteliğinde olmaması ve bu nedenle de zamanaşımının ancak itiraz merciince değerlendirilmesinin mümkün olması karşısında, sanığın temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi gereğince (REDDİNE), 19.10.2011 tarihli kararın kesinleşmesi hususunun mahallinde takdir ve ifasına karar verilmesi yerine, yerel mahkemenin yok hükmünde olması nedeniyle temyizi mümkün olmayan 04.03.2015 tarihli kararının bozulmasına ve zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 14.11.2019