Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2019/5908 E. 2019/9189 K. 25.09.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5908
KARAR NO : 2019/9189
KARAR TARİHİ : 25.09.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/08/2019 gün ve 2019/68211 sayılı yazısı ile talep edilmiş olmakla, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz edilmemek suretiyle kesinleşen Elbistan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Aile Mahkemesi sıfatıyla) 07/06/2016 tarihli ve E.2016/323, K.2016/417 sayılı kararının kanun yararına temyiz edilmesi Adalet Bakanlığının 21/06/2019 tarihli ve 39152028-153.01-1175-2018-E. 995/16387 sayılı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/68211 sayılı ve 20/08/2019 tarihli yazısı ile istenilmiş, bozma sebebi olarak; “Davacının, davalı eşi ile iki yıldır ayrı yaşadıklarını ve tekrar bir araya gelme ihtimallerinin bulunmadığını belirterek açtığı anlaşmalı boşanma davasında, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166’ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, “Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin
tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek
düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.” denilmektedir. Diğer yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297’nci maddesinin 2. fıkrasında, “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” denilmektedir. Somut uyuşmazlıkta taraflar, boşanma protokolünde ve 07/06/2016 tarihli duruşmada davalı eşe aylık 250,00 TL yoksulluk nafakası ödenmesi hususunda anlaştıklarını bildirdikleri ve mahkemece taraflarca hazırlanan protokolün uygun bulunduğu belirtildiği hâlde, davalı eşe verilmesi gereken yoksulluk nafakası hakkında anlaşmaya uygun bir hüküm kurulmamış olmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğu belirtilerek, hükmün 6100 sayılı HMK m.363/1 uyarınca kanun yararına bozulması talep edilmiştir.
Mahkemece verilen taraflar … ve …’ın TMK 166/3. maddesi uyarınca anlaşmalı olarak boşanmalarına ve boşanma protokolünün onaylanmasına karar verilmiştir. Dosya içerisinde bulunan, taraflarca imzalı boşanma protokolünün incelenmesinde davacı erkeğin, davalı kadına aylık 250,00.TL nafaka ödeyeceğinin belirtildiği, ayrıca davacı erkeğin de duruşmadaki beyanında protokolde belirtilen aylık 250,00 TL yoksulluk nafakasını ödemeyi kabul ettiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen protokol mahkemece onaylandığına göre, protokolde yer alan erkeğin, kadına aylık 250 TL yoksulluk nafakası ödeyeceğine ilişkin maddenin infazı mümkün bulunmaktadır. Kaldı ki infazla ilgili tereddüt oluşması halinde, bu durumun somut olay açısından tavzih yoluyla düzeltilebilecek nitelikte olduğu görülmektedir. Bu sebeple Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma isteği yerinde görülmemiş, talebin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeple Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, oybirliğiyle karar verildi. 25.09.2019 (Çrş.)