Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/14134 E. 2019/10607 K. 27.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/14134
KARAR NO : 2019/10607
KARAR TARİHİ : 27.11.2019

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, haciz adresinde kendi işletmesine ait üretim ve satış faaliyetlerini sürdürdüğünü, borçlu ile aralarında herhangi bir ilişki veya işyeri devri olmadığı gibi organik bağ da bulunmadığını, mahcuzların faturalarının mevcut olduğunu ve şirketin defterlerinde kayıtlı olduğunu belirterek, davanın kabulünü istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, ihtiyati haciz kararının çıkmasının ardından sistem üzerinde yaptıkları sorguda borçlunun adresinin haciz adresi olarak çıktığını, bir gün sonra gittikleri hacizde davacı üçüncü kişinin haciz mahallinde bulunduğunu ve işyerini borçludan kiraladıklarını beyan ettiklerini, taraflar arasında mal kaçırma kastının olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, borçlu şirket haciz adresinde faal iken nakil tarihinden bir gün sonra üçüncü kişinin aynı adreste aynı işkolunda faaliyete başladığı, işyeri mülk sahibinin borçlu şirket olduğu ve davacı üçüncü kişiye kiralandığı, bu emareler dikkate alındığında ispat yükünün davacıda olduğu, üçüncü kişi tarafından sunulan faturaların borçlu tarafından keşide edildiği ve ispata elverişli olmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nin 96 vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli görülmemiştir. Davacı üçüncü kişi dava dilekçesi ile ticari defterler, bilirkişi incelemesi, tanık deliline dayanmıştır. Bu durumda Mahkemece, davacı üçüncü kişi ve borçlu şirketin ticari defteleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak veya bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilerek, davacı tarafın dayandığı fatura ve belgeler ile haciz mahalline ait kira sözleşmesi ve ödemelerinin ticari defterlere işlenip işlenmediği, işlenmişse bu defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılıp yapılmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması, davacıya tanık bildirmesi için süre ve imkan verilmesi, tanık bildirilmesi halinde usulüne uygun dinlenmesi, bundan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, Mahkemece deliller toplanmaksızın, eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.