YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/33636
KARAR NO : 2019/13496
KARAR TARİHİ : 04.11.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2499 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
2499 Sayılı Kanuna Aykırılık suçundan sanık … hakkında, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/10/2018 tarihli, 2013/400 esas 2018/758 karar sayılı kararıyla verilen mahkumiyet hükmüne karşı sanık müdafiinin temyizi üzerine;
Dairemizin 18.03.2019 günlü ve 2019/ 306 esas 2019/5845 karar sayılı ilamıyla;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 18/03/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
I-) İTİRAZ NEDENLERİ
Dairemizin yukarıda ayrıntıları yazılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.10.2019 gün KD – 2019/91396 sayılı ve “itiraz” konulu yazısıyla;
“1- Hükümlü, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/10/2018 tarih ve 2013/400 Esas- 2018/ 758 sayılı kararıyla, 2499 sayılı Yasanın 5728 sayıl Yasa ile değişik 47/A-2, TCK 62, 53 maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 83.320 TL apc ile cezaladırılmıştır.
2- Bu kararın sanık müdafi tarafından temyizi üzerine, Yüksek Dairenin 18/03/2019 tarih ve 2019/306 Esas, 2019/ 5845 sayılı kararıyla ONANMIŞTIR.
3- Ancak; dosya bu onama tarihinden önce zaman aşımına uğramış bulunmaktadır.
4- Hükümlünün 7/7/2009 tarihinde işlediği bu suçla ilgili olarak, hakkında uygulanması istenilen 2499 sayıl Yasanın 5728 sayıl Yasa ile değişik 47/A-2 maddesi 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve beşbin günden 10.000 güne kadar hapis cezasını içermektedir.
Bu durumda; asli zaman aşımı süresi TCK’nin 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıldır. TCK’nin 67/2,3 maddeleri uyarıca zaman aşımını kesen son işlem hükümlünün savunmasının alındığı 25/02/2010 tarihi olup, bu tarihten sonra zaman aşımını kesen son işlem olan hükmün kurulduğu 23/10/2018 tarihinde, 8 yıllık süre geçmekle, asli zaman aşımı gerçekleşmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenle :
1- İtirazımızın kabulü ile,
2-Yüksek 19. CD. nin 18/03/2019 tarih ve 2019/306 Esas, 2019/ 5845 sayılı onama kararının kaldırılarak, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/10/2018 tarih ve 2013/400 Esas- 2018/ 758 sayılı hükmünün itirazen BOZULMASINA ve gerçekleşen zaman aşımı nedeniyle kamu davasının DÜŞÜRÜLMESİNE karar verilmesi,
3- İtirazımızın Yüksek Dairece kabul edilmemesi halinde, dosyanın Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesi,
İtirazen arz ve talep olunur.
” şeklinde karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
II-) KARAR
A-) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.10.2019 tarihli, KD- 2019/91396 sayılı ve “itiraz” konulu istemi, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 308/3. maddesi uyarınca yerinde görüldüğünden İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizin 18.03.2019 günlü ve 2019/ 306 esas 2019/5845 karar sayılı hükmün ONANMASI yönündeki kararının, temyize konu edilen ve yerel mahkemece bozma üzerine verilen hüküm tarihinde, TCK’nin 66/1-e maddesinde yazılı 8 yıllık “olağan” dava zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle, CMK’nin 308/3. maddesi gereği KALDIRILMASINA,
B-) Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Gerekçeli karar başlığında 03.07.2009 olarak yazılan suç tarihinin; atılı suçun temadi halinde işlendiği görülen inceleme döneminin son günü olan 07.07.2009 olması, mahallinde düzeltilebilir maddi bir hata olarak değerlendirilmiştir.
Mahkemece görevlendirilen üç kişilik heyet tarafından 27.11.2017 tarihinde hazırlanan raporun altında, dosyanın ilk teslim edildiği tutanakta ismi bulunmayan Yrd.Doç.Dr.R.Eda Giray’ın imzasının bulunmasının, yöntemine uygun alınmayan bir bilirkişi raporu ortaya çıkardığı ve bu raporu esas alan hükmün bozulması gerektiği düşüncesine;
Mahkemece, henüz 6724 sayılı Bilirkişilik Kanunu yürürlüğe girmeden yapılan bilirkişi görevlendirmesi ve 30.01.2015 tarihli dosya teslim tutanağında isimleri yazılı bilirkişi heyetinden bir üyenin ücretsiz izne ayrılması nedeniyle iki yılı aşkın bir sürede hazırlanan 27.11.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunun; aynı dosyada mevcut üçer kişilik iki ayrı heyetçe hazırlanan 30.09.2010 ve 06.05.2014 tarihli birbiriyle çelişen iki adet rapor arasındaki farkı ve çelişkiyi gidermek amacıyla oy birliğiyle yapılan tespit ve değerlendirmeler içermesi, mahkemece ilk görevlendirilen heyetteki bir üyenin ücretsiz izne ayrılması hususunun, bilirkişi heyeti adına dosyayı ilk teslim alan M. Emin Alşahin tarafından mahkemenin tensibine arz edilmiş olması, mahkemece bu durumun bilirkişi raporuna ve hükme olumsuz bir etkisi olmayacağının zımnen değerlendirilmiş olması, nihayet bilirkişi raporunun ceza yargılamasında takdiri bir delil mahiyeti bulunması karşısında,
Üç kişilik bilirkişi heyetinde yer alan bir üyenin adının ilk teslim listesinde bulunmamasının, raporun delil mahiyetini sakatlayan veya geçersiz kılan bir durum oluşturmaması, diğer iki bilirkişinin oy çokluğuyla da olsa kanaatlerinin mahkemece takdiren hükme esas alınabileceği, raporun delil mahiyetini geçersiz kılmayacağı, keza yerel mahkemenin gerekçeli kararında da yazılı olduğu üzere, sanığın mahkumiyeti için dosyada mevcut tek delilin 27.11.2017 tarihli son bilirkişi raporu olmaması, dosyadaki diğer tüm delillerin hep birlikte değerlendirilerek hükmün kurulmuş olması karşısında iştirak edilmemiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Suç tarihi itibariyle sanığa isnat edilen suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre davanın 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67. maddelerinde öngörülen 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi bulunması, suç tarihi olan 07.07.2009 tarihinden sonra işlemeye başlayan zamanaşımını kesen en son işlemin sanığın mahkeme huzurunda savunmasının alındığı 25.02.2010 günü olması ve bundan sonra temyize konu mahkumiyet hükmüne kadar zamanaşımını kesen başkaca bir işlem bulunmaması karşısında, yerel mahkemece mahkumiyet hükmü kurulan 23.10.2018 tarihine kadar 8 yıllık (olağan) dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş bulunduğunun anlaşılması,
Kanuna aykırı ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CMUK’nin 322. maddesinin verdiği yetkiyle, 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca, sanık hakkında açılan KAMU DAVASININ DÜŞMESİNE, 04.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.